Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

'İmar'sız 'Mimar'lığın Çekiciliği

'İmar'sız 'Mimar'lığın Çekiciliği
Mimarlık bir "gösteri(ş) sanatı" mıdır, yoksa Fransız Mimarlık Yasası'ndaki deyişle kente ve çevreye "uyumlu katılım" mı?

Günümüzde, "biz en farklıyız" iddiasıyla pazarlanarak "en yüksek rantlar"ı sağlayan yapıların mimarları, açıkça söylemeseler bile "birinci"sine kapılmışlar. Topluma "başka bir dünya" sunan kimi projelerinin kente "uygunsuz"luğunu belirten meslektaşlarına diyorlar ki, "Mimarlığı(mızı) engellemeyin..."

Tarihin mimarlık ülkesi Türkiye'de, hâlâ bir "mimarlık yasası" olmadığı için dünyadan örneklerini verdiğimiz "ikinci görüş"ü savunanlar ise "uyumlu" katılımın koşulunu şöyle özetliyorlar: "Bireyci yapılaşma kararlarıyla değil, toplum, kent ve çevre yararına öncelik veren bir imar ve planlama düzeni içinde tasarım yapılmalı..."

Ne var ki bu evrensel doğru, ranta değil, "kente ve çevreye bağımlı"lığı gerektirdiğinden, bundan kurtulmanın sloganı da "Mimarlığın önünü açın..." oluyor...

Oysa "onurlu" mimarlığın önünü asıl tıkayanlar, toplumsal çıkarları ve yaşam haklarını gözetmeyen yapılaşma kuralları ile en yüksek emlak kazançlarını hedefleyen mimarlık yoksunu siyasi kararlar değil midir?

Ya da en kısa deyişle "imarsız mimarlık"tan nemalananlar...

Uluslararası ilkeler
Nitekim Mimarlar Odası'nda da imar disiplini yerine ' imarsız mimarlığın savunulması' na aday olanlar, özgeçmişlerine "üyesiyim" diye yazdıkları UIA ( Uluslararası Mimarlar Birliği ) ilkelerini bile göz ardı edebiliyorlar.

UIA, kentsel ve çevresel yıpranmanın "küresel tehlike"ye dönüştüğü 90'lardan bu yana diyor ki: "Mimarlık özgür değil, bağımlıdır..."

Tüm dünyadanın aklı başında mimarlarının, "ne demek istedi"kleri de 1993'teki Chicago Kongresi'nde açıklanmıştı; "Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bağımlılık" başlıklı kongre bildirgesini temel alan sayısız belgede yıllardır şu söyleniyor; "Mimarlar, toplumsal ve küresel sorumluluklarını meslek yaşamlarının odağına koymalıdırlar. Hükümetler bunu destekleyen yasalar çıkarmalı; mimarlık kurumları da aynı bağımlılığın yaşama geçmesini sağlamalıdırlar "...

Benzer şekilde, yine şimdi "mimarlığı(mızı) engellemeyin" diyerek, meslek odalarını yönetmeye aday olanların görev aldıkları UIA-2005/İstanbul Kongresi'nde de aynı bağımlılık vurgulandı.

"Kentlerle mimarlığın buluşma ilkeleri"yle ilgili sonuç bildirgesinde deniyordu ki; "İstanbul Kongresi, mimarlığın temel yükümlülüğünü, yaşamı ve çevreyi tahrip eden tüketim ekonomisinin yerine, yoksulluğu önleyecek üretim ekonomisi; toplumların kültürel kimliğini yok etmeyen ve öz kaynakların talanına izin vermeyen bir mimarlık ve çevre öğretisi (...) olarak belirler... "

Kongrenin ardından toplanan UIA Genel Kurulu'nun, İstanbul'daki çevre ve toplum çıkarlarına aykırı güncel örneklerin de sorgulandığı "Kentsel Demokrasi" başlıklı kararı da aynen şöyleydi: "Kent üzerinde önemli etkiye sahip tüm mimarlık ve kent planlama projeleri demokratik, şeffaf ve kamu katılımına açık nitelikteki yasa ve yönetmeliklerle gerçekleştirilmelidir..." ( Karar No: 33 )

İşte bu evrensel çağrıya hem ev sahipliği yapmış, hem de çalışmalarıyla esin kaynağı olmuş bir meslek odasına, "imarsız yapılaşmaya karşı çıktığı" için "Mimarlığı seviyor mu" demek, ne anlama geliyor; açıklamaya bile gerek yok... ( Mimar Süha Özkan'la söyleşi, Melih Aşık, Milliyet/26 Ocak 2008 )

Hele, aynı söylemle oda yönetimine aday olup, başta belli ki "ayrıcalıklı imar beklentileri" olan medyayla birlikte, özellikle UIA'nın 33. kararına neden olan, siyasetin desteğiyle seçim kazanmaya çalışmak da nasıl bir meslek etiğidir; bunu da yanıtlamaya gerek yok...

'Önde gelenler'(!)in oyları!
Geçen pazar, İstanbul'daki oda seçiminde "Mimarlık İçin Mimarlar" adıyla liste çıkaran "imarsız mimarlık"çıların, Cumhuriyet dışındaki gazetelere verdikleri ilanda deniyordu ki; "Türkiye'nin önde gelen 84 mimarının, 'Mimarlığa yol açın!' başlıklı deklarasyonunu destekleyen grupların üye sayısı birkaç bine ulaştı..."

Oy kullanan 2 bin 500 mimardan -onca geniş ittifaka rağmen- ancak 800 oy alabilen bu "önde gelen" mimarlar topluluğu, odayı eleştirme adına bakın ne demişlerdi: " Mimarlar arasında ayrımcılık yaratıldı!.."

Ne var ki aynı listeye girmediklerinden "önde gelmeyen"(!) binlerce mimardan, örneğin Doğan Kuban gibi hocaların hocaları; Behruz Çinici ve Aydın Boysan gibi mimarlık emektarları; Niyazi Duranay gibi mimarlığın yurtsever sevdalıları; Cengiz Bektaş gibi mesleğin simge isimleri; Mete Tapan , Cengiz Eruzun gibi koruma kurullarında özveriyle görev yapanlar; Mehmet Konuralp gibi mimarlık hakları için kavga verenler; Orhan Şahinler gibi eğitimin onur abideleri ve diğer duayenler, seçim öncesindeki genel kurula bile katılmayan imarsız mimarlıkçılar için kürsüye çıkarak şunu söylediler: "Aralarında iyi bildiğimiz, hatta öğrencilerimiz de var; hayret!.."

Doğan Kuban ise bilgelik dokunulmazlığı içinde sözünü şöyle tamamladı: "Bu içeriksiz söylemlerin altına imza atmak, mimarlık adına ayıptır..." ( 26 Şubat 2008-Taşkışla )

Listenin anımsattıkları

Gerçekten de mimarlığımızın bu gibi saygın temsilcileri arasında yer alabilecekken, her nasılsa "imza atmış" kimi isimlerin dışında, listenin genel karakterine gelince:

"Mimarlık ve şehircilik çevrelerinde sorgulanan yapılaşmaları tasarlayanlar"; "Planlama ve imar hukukuna aykırı yapılaşma kararlarına dayalı projelerin müellifleri"; "Restorasyon adına tarihi yapıları yıkarak kullanım alanını arttırmayı amaçlayan dekoratif korumacılığın mimarları"; "yabancı isimli TOKİ sitelerinin ayrıcalıklı yaşam pazarlamasına mimari katkıda bulunanlar"... ve bütün bu göz kamaştırıcı ilişkilerin mimarlık olduğunu sanarak, meslekte "star"laşmanın büyüsüne kapıldıkları anlaşılan "genç taraftarlar"ı olarak tanımlanabilir...

Bir de elbette ki karikatür vb. "diğer" sanatlarda ustalaşmalarına rağmen, 'önde gelen mimar' sınıfında yer alabilenler...

Ne diyelim? Sadece İstanbul'a değil, tüm kentlerimize de geçmiş olsun... Çünkü örneğin başta İzmir olmak üzere, diğer Mimarlar Odası şubelerinde de imarsız mimarlıkçılar aynı söylemlerle ve benzer ittifaklarla aday oldular. Ne var ki "mimar"lardan aldıkları oy, kamuoyunda zorlamayla yaratılan "imaj"larının (!) çok gerisinde kaldı...

Cumhuriyet Gazetesi
Oktay EKİNCİ

Bu makale 3121 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN