Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Çürük binalardan kurtulma formülü (Ziya Oğuz AKBULUT)

Ziya Oğuz Akbulut zoakbulut@hurriyet.com.tr

Tahlil doğru yapıldığında tedaviside çabuk ve doğru oluyor. Aksi taktirde ilgili ilgisiz herkes konuşuyor ama sonuca bir türlü gidilemiyor. İstanbul’da 1989 yılına kadar yapılmış binaların yüzde 80’i açık ve gizli kusurlu binalardır. İlk önce, bu gerçeği kabul etmek gerekiyor.

Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı’nın yardımı ile bu binalar tespit edilerek, yenilenmesi gerekiyor. Aksi taktirde bu binaların, tek tek, depremde ise toplu olarak çökmesi ve bir çok insanın da yıkıntıların altında kalması kaçınılmazdır.

Peki, bu binalar neden bu kadar riskli ve çürük? Bunun birçok nedeni var. Bu nedenleri araştırırken o dönemin imkanlarının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Hiç bir aklı başında mimar veya mühendis, yaptığı binanın çökmesini istemez. 1989 yılından önce, Türkiye şartlarını ve nasıl bina yapıldığını biliyorum. Bu nedenle binaların riskli yapılar olduğunu açıkca söylüyorum. Bu binaların nasıl yapıldığını bilirsek ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.

DERECELER HEP ARTTI

1986 yılına kadar mimar ve mühendis ayrımı yapılmaz, mimar statik hesap yapar, mühendis mimari plan çizerdi. Ayrıca, İstanbul bir zamanlar 3’ncü derece deprem bölgesi, daha sonra 2’nci derece deprem bölgesi ve son olarakta birinci derece deprem bölgesi olarak ilan edildi. 3’ncü ve 2’nci derece deprem bölgesi değerlerine göre hesap edilen ve yapılan binalar, zaten yıkıldı yıkılacak durumda.

O dönemde Türkiye de hazır beton, transmixer ve beton pompası, sadece büyük şantiyelerde ve baraj inşaatlarında kullanılıyordu. Hazır beton kullanılması mahalle arası inşaatlarda mümkün değildi. Eğer betonyer denilen beton karma makinesi kullanılıyorsa o betonun kaliteli olduğundan bahsediliyordu. Zeytinburnu kum deposundan denizden çıkarılan kumu ve çakıl alınıyor ve inşaat mahalinde çimento ve su katılıyor, elle kürekle karıştırılıyor ve beton elde ediliyordu. Bu betona torba hesabı çimento atılıyor. İşin sonunda çimento torbaları sayılarak betonun dozajı tespit ediliyordu. Birçok inşaat mühendisliği kitabında da "elle beton nasıl karıştırılmalı kaç defa karıştırılmalı" diye bilgiler vardı. Betonu hazırlayan ve dökenler ise ilk önceleri omuzda gaz tenekeleri ile daha sonralarında da gırgır denilen kovalı vinçler ve el arabaları ile betonu terine taşıyordu. Beton, tamamen tekniğinden uzak kişilerce hazırlanıyordu. Betonun kalitesini yakından ilgilendiren su ve çimento oranı ise hiç dikkate alınmadan betonlar dökülüyordu. "Beton ne kadar sulu olursa o kadar iyi yerine işliyor" diye hep sulu döküldü ve bu nedenle de tüm betonlarda ancak istenilen mukavemetin yarısına ulaşılabildi.

BALKONLAR HATALI

Demir deseniz o da sadece düz demir. Eğer Karabük demiri bulursanız şanslısınız, aksi halde hurdadan çekme veya kalitesiz ithal demir kullanmak zorundaydınız. Nervürlü demir çok az üretilmekte ve sadece özellikli binalarda kullanılmaktaydı. Deprem demirleri konulması boşa demir harcamaktı. Etriye sıklaştırılması ise kesinlikle yapılmazdı. Ayrıca beton dökümü esnasında demirler ezilir ve üstte olması gereken konsol demirleri alta inerdi. İşte bu binaların çoğunda balkonlar hep hatalı imal edildi.

Mimar veya mühendisle aşırı pazarlıklar yapılıyor ve sadece sen projeyi belediyeden geçir yeter deniyordu. Sonra bina tamamen kontrolsuz malsahibi ve kalfa tarafından yapılıyordu. Belediye ve devlet binayı sadece bir şikayet halinde görüyor, çoğu ruhsat ve iskan yerine bile gidilmeden masa başında fotoğraf üzerinden veriliyordu.

Beton laboratuvarı diye bir şey olmadığından dökülen betonların kalitelerinin kontrolü şu yana dursun demir kalitesi kontrol dahi edilmiyordu. Bu konuları dile getirmek işgüzarlık olarak nitelendiriliyordu.

Sıvalar deniz kumu ile yapılıyor ve hep tuz ihtiva ediyordu. Müteahhit titiz ise dere kumu getirtirdi. Bu yapılarda şimdi beton mukavemeti aramak, betondan deniz kabuğu çıkmasına da şaşırmamak gerekiyor. İskan alındıktan sonra mutlaka binada değişiklik yapılır, çatı katı çıkılır, bodrumda yer kazanmak için eklentiler yapılırdı.

Hiç bir kurala uymadan ve tamamen denetimden uzak bir biçimde yapılmış bu binaların demirleri çürümüş ise betonu bozuk ise, elle yapılan betonarme hesaplarında hatalar var ise buna kesinlikle hayret etmemek lazım. O zaman yapılan yapıların gerçeği bu. Bu güne kadar bu binaların ayakta kalması bile mucize. Bu nedenle, eski, çürük binalardan kurtulma formülünün mutlaka geliştirilmesi gerekiyor. Bunun da yolu kentsel dönüşümden geçiyor.

Bu makale 4455 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN