Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Mimarlığı Performans Sanatlarına Dahil Edebilir miyiz?

Mimarlığı Performans Sanatlarına Dahil Edebilir miyiz?

"Dünya çılgın bir hal aldığına göre biz de dünyaya ilişkin çılgın bir bakış açısı edinmeliyiz."1

Aslında yazmak istediklerim yukarıdaki alıntı ile başlayarak devam edecek ve "Mimarlık adına çılgın bir bakış açısı edinilebilir mi?" olacaktı. Ama hayat başka bir yere doğru aktı, bu sözler dökülüverdi yazının içine... Her ne kadar yazının dış görünümü farklıymış hissi uyandırsa da hala aynı içeriği barındırdığını söylemek mümkün geliyor bana. Artık karar okuyucunun...
Geçen hafta okuldan "Hocamız" ile ilgili bir toplantı haberi alıyorum... Ne güzel, benim dışımda da bir çok kişinin haberdar edileceğini ve oraya geleceğini düşünüyorum. Böyle bir çağrının ardından, eğitim alanında adımlar atmış ya da atmaya karar vermişseniz -hem kendi çağdaşlarından farklı bir yol izlemesi hem de özgün eğitmen/mimar kimliği açısından- derhal oditoryumdaki sıranızı almış buluyorsunuz kendinizi... Yıllardır, hatta bu toplantının çok öncelerinde de düşünmeden edemediğim şey "Ben kendi eğitim dönemimde Hoca'yı ne kadar yakalayabildim?" oldu. Eminim bu soruyu herkes kendisine başka şekillerde sordu, özellikle de toplantının ardından... Ama şuna inanıyorum ki -onun doğrudan etkisi yanında- onu farklı yerlerde ve farklı şekilllerde yakalamış olan başkalarının da etkileriyle kendi mimarlığıma yön verdim ve vermeye devam ediyorum.
"Dikkat: bu aynada görünen şeyler göründüklerinden daha yakın olabilir."2
Amacım birbirine karışmış olan bunca söz buraya dökülürken, toplantı boyunca vurgulanan ve aklıma takılan bazı şeyleri biraz daha anlamaya çalışmak. Onu, onun aynalarını, onun yansısı mı/gölgesi mi bahsedilenler... Ayna yerine gölgeyi kullanmak, Baudrillard'a göre daha doğru gibidir, çünkü gölgesini yitirmiş adam metaforunu düşüncesini yitiren bir şeyi ifade etmek için kullanır. Öte yandan, hiçbir şeyin artık yansımadığını söyler, aynada bile...Hem bir arabanın da dikiz aynaları var mesela, ya da ağaçkakanların aynaları var...Çok karışık... Bir yandan bir yerlere varıyoruz, ama varamıyoruz öte yandan...
"Ağaç, ağaçkakanın aynasıdır.
Her küçük gaga vuruşunda ağaca, kendini görür, kendine hayran kalır.

Yine de gagalamadan duramaz ağacı,
kendine zarar vereceğini bilerek aynasını gagalar.
Her gün yeni baştan."2
Hatta biraz da benim aynada gördüklerim, gerçek/gerçekdışı gördüklerim var...
"Onun son insan olduğuydu bu: Aslında onu başkalarından ayıran hiçbir şey yoktu hemen hemen. Daha silikti, ama mütevazi değil, konuşmadığında buyurgandı; bu anlarda sessizce, belli belirsiz reddettiği düşünceler atfetmek gerekiyordu ona; bu, bizi şaşkınlık ve umutsuzluk içinde sorgulayan gözlerinden okunurdu."3
Toplantı hıncahınç doluydu, tıpkı dünyaca ünlü mimarlarda yapıldığı gibi okulun farklı noktalarına dev ekranlar konulmuştu. Doğrusu okulun oditoryumuna Hoca'nın bütün öğrencilerini, hatta öğrencileri dışında birşeyler öğrettiği ya da öğrendiği tüm insanları sığdırmak nasıl mümkün olabilirdi ki... Hoca öylesine bir birlik kurulmasını sağlamıştı ki, bütün hesaplaşmalar bir kenara itilmiş, bir saniye için Hoca'nın yanında karşılaştığınız birisinden onun yanında yıllarını geçirmiş olanlara kadar herhangi bir ayrım yapılmaksızın herkes davet edilmişti. Belki de her birimiz hafızalarımızdan geçen binlerce anıyı paylaşmak için, ortak anıları yeniden hatırlamak için ama asıl önemlisi Hoca'nın sağladığı/öğrettiği bilgi paylaşımını ve bunun getirdiği müthiş heyecanı yeniden yaşamak için oradaydık. Proje dönemlerinde tanıştığımız üst ve alt sınıflardaki öğrencilerle kuruğumuz bağ böyle bir bağ idi çünkü...
"...Az konuşuyordu gerçekten, ama sessizliği fark edilmiyordu çoğu zaman. Bir tür ketumluk, kimi zaman biraz küçümseme, kimi zaman da büyük bir kendi içine kapanma gibi birşeydi bu benim inancıma göre..."4
Hoca da gelmişti, tam orada ama beklendiği gibi en ön sırada değil, en arka sırada oturuyordu. Söylenenleri sessizce izliyordu, hiçbir söz söylemeksizin...
"...Bugün düşünüyorum da, belki he rzaman var olan biri değildi, ya da henüz var olmuyordu ..."5
Kafalarımızın içinden bu duygular geçerken bir başkası, salondan söz almak için elini hızla yukarıya doğru kaldırdı. Söz verilmesinin ardından cebinden çok hızlı bir diğer hareketi ile çektiği iki kağıdı da çıkartarak -hatta biraz da anarşist ve yürekli bulduğum bir tavırla- diğerlerinin bulunduğu kürsüden konuşmak istediğini söyledi ve sahneye doğru yürüdü. Toplantı adeta sabote ediliyor gibiydi. Hoca için yapılan bir toplantı bence de sabote edilmeliydi, eğer gerçekten de Hoca'dan birşeyler öğrenmişsek sabote edilmeliydi.
"...Bununla birlikte o rahatsız ediyordu. Beni başkalarından daha çok rahatsız etti. Belki herkesin, belki de sadece benim koşullarımı değiştirdi..."6
Proje atölyelerinde daha ilk derste beyaz kağıda isimlerimizi yazarak bir liste çıkarıp, "...notlarınızı bugünden veriyorum, bana not için gelmeyin. Çalışmayacak olanlar da notlarını aldılar, artık gelmelerine gerek yok..." derken, bizim dönemimiz yeni sistemle gelen kötü bir nesil olarak nitelenirken her zaman bize "Siz Türkiye'nin yüzde biri içindesiniz bunu unutmayın' derken, o da içinde bulunduğu YOK/YÖK sistemini sabote etmiş olmuyor muydu? Mimarlık fakültelerindeki aynılaştırılmış eğitim yapısına göre "bitmiş bir yapı yapma gerekliliğini" bir kere dahi "...eee binamızı nereye yapıyoruz?" sorusunu sormayarak, hatta proje yapmanın yanı sıra öğrencisine yazı yazdırarak yine eğitimdeki bu aynılaştırmayı sabote etmiş olmuyor muydu? Ardından salonda büyük bir hareketlilik başladı. Herkes elini kaldırarak sözler almaya başladı, bununla da yetinmeyerek kürsüye doğru giderek orada büyük bir kalabalık oluşturdular. İste sessizlik içinde Hoca'nın öğrencileri ne zaman konuşmaları gerektiğini en iyi şekilde göstermiş oldular. Yine de tüm bunlara rağmen Hoca en arkadaki yerinden kıpırdamadı bile...
"...Ve sanki bir gün bana şunları söylememiş miydi? ‘Ben kendimi düşünemem: Korkunç bir şey var burada, gözden kaçan bir zorluk, karşılaşılmayan bir engel.' Kendisini düşünemeyeceğini söylüyor: Başkalarını da, bir başkasını da, ama çok uzaktan atılan, hedefine ulaşmayacak olan ok gibi bir şey bu, ne var ki bu ok durduğunda ve düştüğünde uzaklardaki hedef titrer..."7
Artık daha derinden inanıyorum ki: Mimarlık içinde etkin bir performans gücü barındırıyor.
Tıpkı Çoban Hatice'nin durduğu her nokta ile kaya üzerinde farklı bir mekan yaratabilmesi gibi...


Bu makale 2028 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN