Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Nasıl Başkan? Nasıl Şehir?

Nasıl Başkan? Nasıl Şehir?

Çocuklara kent bilinci kazandırmak amacıyla "Nasıl Bina?=Nasıl Biri?" adlı bir proje yürütüyorum. Çeşitli bina resimlerini incelemelerini, çizerek bir canlıya dönüştürmelerini ve nasıl biri yarattıklarını yazmalarını istiyorum. Bütün mimarlar dikkat! Yeni, eski tüm yapılarınız çocukların elinde hayli ilginç yorumlanıyor.

Nihal Kuyumcu1 tarafından daha önce Beyoğlu çevresinde gerçekleştirilen "Binaları Kişileştirme" etkinliğinin devamı niteliğindeki atölyemizi, Tarlabaşı Toplum Merkezi'ndeki çocuklarla ve 2008 TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'na gelen çeşitli okullarla gerçekleştirdik. Nihal Kuyumcu'dan aldığımız ilhamla başladığımız etkinliğe, tasarlanan kişinin metinle tanımlanması yönergesini ekledik. Belli bir bölge değil, farklı tipte yapı resimleri üzerinden çocukların bu binaları bir canlı olarak yeniden çizmelerini ve nasıl biri olduğunu, bir roman karakteri gibi sözcüklerle dile getirmesini istedik. En son TÜYAP'taki etkinlikte yönergelere modern birkaç yapı ekleyerek, yeni mimari için çocukların ne düşündüğünü kavramayı planladık.

Nihal Kuyumcu, Lignes D'écritures dergisinin Mayıs - Ağustos 2005 sayısında yayımlanan makalesinde, etkinliğin çıkış noktasını şöyle ifade ediyor: "Yaşadığımız çevreye karşı bir duyarlılık yaratarak fark etmeyi, fark edilenler üzerinde düşünmeyi ve giderek eleştirel bir bakış açısıyla çevremizdeki çarpık kentleşmeye karşı bir bilinç oluşturmayı amaçlıyor."
Etkinliğin içeriğini ise şöyle açıklıyor: "Örneğin, Beyoğlu'ndan dış cephe süslemelerine, girişine, pencerelerine kadar her şeyin özenle yapılmış olduğu bir apartmanı, Süleymaniye'den Cumbalı, kafesli pencereleri olan bir ahşap konağı ya da 25-30 katlı, dış cephesi tamamen camla kaplı bir gökdeleni düşünelim. Her birini gözümüzün önüne getirip kendi kendimize şu soruları soralım: ‘Bu bina eğer bir insan olsaydı nasıl biri olurdu. Genç? Yaşlı? Modern? Klasik? Zengin? Fakir? Eğitimli? Mutlu? Mutsuz?' Ahşap bir konak, genç, dinamik modern birini hatırlatmadığı gibi yüzeyi cam kaplı bir gökdelen de bize yaşlı, bakımsız, fakir, düşkün birini çağrıştırmazdı, değil mi?" 2
Tarlabaşı'nda gerçekleştirdiğimiz etkinliğe, önce çevremizdeki binalar hakkında küçük bir sohbetle başladık. 9 - 13 yaş aralığındaki çocuklar çevrelerindeki binalar hakkında kararsızdılar. Beğenip beğenmedikleri konusunda net bir şey söyleyemediler. Söz hakkına sahip olmadıkları izlenimi taşıdıkları anlaşılıyordu cümlelerinden. Ancak sorularla ve örneklerle çözüldüler. Kentin tam orta yerinde, oyun alansız, ağaçsız yani çocuk olmanın imkânsız olduğu bir çevrede yaşadıkları için mutsuz olduklarını belirttiler. Geceleri silah sesi korkusuyla yataklarına giriyorlardı. Yaşadıkları çevrede suç oranı çok yüksekti ve şu küçük yaşlarında pek çok olaya tanık olmuşlardı. Tarlabaşı'ndaki çocuklar, bir kentin olası bütün olumsuzluklarını sırtlarında taşıyordu. Bir tanesi şöyle dedi: "Biz aslında taşınacağız."



Taşımak / taşınmak çözüm müydü? Ön sohbetimizdeki çekimser cevaplarına rağmen bina resimlerini canlandırırken, binanın üzerindeki detayları neredeyse tümüyle kullandılar. İki farklı etkinlikte, çocukların ürünlerinden altışar tanesini seçerek bazılarını yorumladım:


Cahit'in soldaki gökdelen fotoğrafına bakarak dönüştürdüğü karakterin çiziminde dikkati çeken, Cahit'in yatay çizgileri yoğun algılaması ve bunu yarattığı canlıda kullanmasıdır. Bu yatay çizgi bir dudak çizgisidir, ne güler ne somurtur. Sağdaki metinde yazdıkları, kelimenin ifade etmede ne kadar etkin olduğunu da göstermektedir. Bu nedenle metin yönergesi bu çalışmaya yararlı olmuştur. Cahit'in yazdığı metinde yarattığı canlı; bekâr, ailesiz, oabisi adam öldürmek olan ve çocukları sevmeyen bir askerdir. Adı da Memati'dir. Memati aslında Kurtlar Vadisi adlı dizide bir karakterdir. Gökdelen, Cahit'te korku ve şiddet çağrıştırmıştır. Çocukları sevmeyen bir yapıdır gökdelen.



Hülya'nın yarattığı çizim yazdığı metinden daha çok şey anlatır. Soldaki tarihi kâgir binanın giriş katındaki sarı boya ve sonradan eklenen çekme kat Hülya'nın çiziminde daha da çarpık bir halde izlenir.



Tarık, Hülya ile aynı binayı dönüştürmüştür. Aynı binayı birden çok çocuğun kişileştirmesi bize algılamadaki farklılıkları kanıtlamak açısından önemlidir. Tarık'ın resminde; soldaki binanın, boya, binanın kendisi ve çekme kattan oluşan üç farklı görünümü, üç farklı canlı olarak kendini göstermektedir. Tarık ayrıca yaratısına zengin de bir metin eklemiştir.



Elif, çiziminde ve metninde; tiyatro oyuncusu, çevreci, zengin ve evlenmek üzere olan bir kadını yaratmıştır. Yeni restore edilmiş tarihi ahşap bina, çevresindeki ağaçlar Elif'te mutluluk uyandırmıştır.


Beyaz ahşap yalı, Zeynep'te, şık, zengin, tatlı ve mutlu bir adamı çağrıştırır. Bu kişi saat takar ve 9 canlıdır. (Zenginler ölümsüz müdür?)


"Saçları var, kravatı var, gülü var, şemsiyesi var, harfi var, telefonu var, takımı var, renkleri var, ayakları var..." Bu yapı ise Ebru'ya cinsiyeti dahi belirlenemeyen bir karmaşa çağrıştırmıştır. Bu binanın kim olduğunu söylemek imkânsızdır. Her şeyden birazcık vardır işte...
TÜYAP'taki etkinlikteki ürünler ise Tarlabaşı'ndakiler kadar zengin çıkmasa da, çok ilginç veriler sunmaktadır. Tarlabaşı'ndaki çocuklar kadar kentin içinde yaşamadıklarından gözlemleri daha zayıf ve çizgileri çekimserdir. Ancak sözle ifade etmede Tarlabaşı Toplum Merkezi'ndeki çocuklardan daha yetkindirler. TÜYAP'taki bu etkinlikte ilk defa modern yapı resimleri ile çalıştık.


Ankara-Eskişehir yolu üzerindeki Doğan Medya Merkezi (Tabanlıoğlu Mimarlık), Ege adlı katılımcımızda güçlü bir erkek çağrıştırmıştır. Aydın Doğan bunu görse mutlu olurdu herhalde.


Han Tümertekin'in tasarladığı Ağa Han ödüllü B2 evini kişileştirirken Kerem adlı katılımcımız şöyle yazmış: Camları güzel, taşları iğrenç, yaş 22. Ahşap yalılar için çocukların belirttiği yaş 80 ve üstü olurken modern yapıların ve gökdelenlerin yaşları çoğunlukla 20-30 arası olmaktadır. Modern yapılar çocuklarda gençlik kavramıyla örtüşmektedir.






Asra adlı katılımcımız soldaki resmi canlandırırken, yaşlı, erkek, yaratık, eski, ağlayan, fakir, sıkılmış, solmuş, yıkılmış ve küsmüş sıfatlarını kullanmıştır. Bir çocuk için olumsuz kullanılabilecek tüm sıfatları kullanmıştır. Evet, bu bina olsa olsa küsmüş bir canlı olabilir!






Yine başka bir çocuktan bir gökdelen için çirkin ve genç ifadesi kullanılmış.
Tüm bunları bu seçim arifesinde neden bir köşe yazısı olarak anlattım merak etmişsinizdir. Büyükleri kıstırmak için çocukların ürünlerinden yararlanmak kadar keyifli bir şey olamaz, beni affedin. Çocuklarımızdan cansız varlık olan binaları canlı hale getirmelerini istemiştik. Bunun tersini şehirler ve belediye başkanları açısından düşünecek olursak, neler olur? Dikkat, birazdan yazım kişiselleşecek!
İstanbul'u gelecek beş yıl için, bıyıklı, mavi gözlü, hafif toplu, saçlar tepede dökülmüş, içki kullanmayan, dini bütün, bir kere dini içerikli bir filmde başrol oynamış, mimar ama yerli mimarları pek beğenmeyen, mimarlarca Mimar Sinan'a mezarında şikâyet edilen, muhafazakâr ama muhafaza etmeyen, her şeye rağmen nazik, biraz sessiz, uyumlu, söz dinleyen, tiyatro ve opera izlemeyen, sergi gezmeyen, çalıştığı makamı altın varaklarla dekore ettiren, Osmanlı padişahlarının portrelerini koridorlara astıran, sınıf arkadaşlarına arsalar, vadiler sunacak kadar cömert, Leonardo Da Vinci'ye özenip Haliç'e köprü çizen, İstanbul'un en çok camiye ihtiyacı olduğunu vurgulayan ama nedense cami arazilerini iş adamlarına verdikten sonra futbol federasyonu gibi fakir ve toplumsal bir kuruma hediye eden, Mevlana'yı bile yanlış anlayan, İstanbul'u Dubai olarak hayal eden, "Saray"da büyümüş, zengin, mutlu, seçim gezilerinde genellikle ölüleri anmak için kullanılan kırmızı karanfil çiçeklerini halka neden dağıttığı anlaşılamayan, yakışıklı biri olarak mı görmek istiyoruz.
Ya da dürüstlüğü iş göremez boyutta görülen, mütevazı, çalışkan, hazır cevap, hayli sakin, kibar, saygılı, kültürlü, memur görünüşlü olduğu için yadırganan, kabadayılara alışanlarca dışlanan, Türkiye için aykırı, yine bıyıklı, beyaz saçlı, İsmet İnönü tavırlı, ayaklarını çamura bulamaya cesaret eden, rahat milletvekili koltuğunu bırakıp kaosların şehrine başkan olmaya talip, elinde kırmızı gül taşıyan, hafif çelimsiz, zayıf, kılıç balığı alacak parası olmayan, Tunceli'de büyümüş, fakirliği tatmış, mutlu, duyarlı, vazife adamı olarak mı?
Nasıl bir başkan ve nasıl bir şehir istiyorsunuz? Oy verirken aslında kendi kişiliğinizin portresini de çiziyorsunuz. Bunu inandığınız bir ideoloji için yapıyorsunuz. Sizin ideolojileriniz de şehirleri çiziyor, yazıyor.
Dilerim dürüstlük bir kılıç gibi keser kukla İstanbul'u tutsak eden ipleri... Ve İstanbul, İstanbul olur sadece.

Bu makale 1908 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN