Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Önce Kadınlar ve Çocuklar!

Önce Kadınlar ve Çocuklar!

2009'un ilk yazısında hepinizin gözlerini renk renk boyamak isterdim. Egolarınızı İstanbul Sapphire (isimleri Türkçe olmadığından bu yapıları ve siteleri bulundukları yerde var olmamakla ve birer uzay yapısı olmakla itham ederim) gibi 261 m'ye çıkarmak isterdim. Ya da umutlarınızı, bu sevgili arsız yazımda, hani o düzgün dikemediğiniz ipek kumaşlar gibi rüzgâra savurmak isterdim. Ancak gemiler (şehirler, kavramlar, idealler) batıyor. Önce kadınlar ve çocukları çekiyor diplere. Kaptanlar mı? Onlar gemi batsa da batmasa da kaptanlığa devam ediyor (bakınız: Melih Gökçek). Çığlıklar işitiliyor! Duyabilene...
Tüm Türkiyeli kadınlar, pek yakında Atatürk'ten özür dilemek zorunda kalacağız. Hani günümüzde burnumuzun ucunda gerçekleşen katliamlara harcamadığımız o enerjiyi tarihle yüzleşmek için harcıyoruz ya. (Aslında bir devrim bu... Sonunda aydınlar isyan etti. Tarih artık özgürdür! Yaşasın özgür tarih! Öz-gür ve özür-lü tarih!) Anıtkabir'de buluşup bize vermiş olduğu hakları bir küp kül şeklinde Atatürk'e sunarken bileceğiz ki; tarih tekerrür etmez... Ettirilir!
Sayın Nimet Çubukçu'nun mimariye zararlarını açıklayacağım, az sonra. Kendisini istifaya çağırmak da istiyorum ama ah şu kaptanlar...
Buna göre, Mor Çatı'nın 2005 Eylül ayında Beyoğlu Kaymakamlığı ile yaptığı protokol gereği aldığı aylık 6.950 YTL maddi destek, ödenek yokluğu gerekçe gösterilerek 31 Aralık'tan itibaren kesilmiş olacak. Beyoğlu Kaymakamlığı / İstanbul Valiliği'nin 18 kadın ve çocuğun yaşadığı Mor Çatı'ya aylık katkısı şöyleydi: 7/24 çalışan 5 personelin giderleri için 4.500 YTL, elektrik, su, doğalgaz giderleri için 2.000 YTL, gıda için 300 YTL, giysi ve diğer destekler içinse 150 YTL. Diğer yandan Mor Çatı, hukuki, psikolojik, psikiyatrik, çocuk evi personel, sosyal danışmanlık, düzenli temizlik, giyecek, okul gereci, gıda, kültürel ve tedavi masraflarını kendi kaynaklarıyla, yani bağışlarla sağlıyordu. Yirmi yıldır sığınakların açılması için mücadele ettiklerini belirten kadınlar karşılaştıkları güçlüklere tepkililer. İstanbul'da şu an Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde iki sığınak ve bir istasyon sığınak var. Beş belediye sığınak faaliyeti yürütüyor. Giderleri Kaymakamlık tarafından karşılanan bir sığınak da Mor Çatı'nın sığınağı idi. Şimdi 18 kadın ve çocuk sığınakta zor şartlarla yaşamaya devam ediyor. Ancak Mor Çatı yetkilileri "Nereye kadar dayanırız, belli değil" diyor.1 

Mor Çatı Kadın Sığınağı'nda kaynağın kesilmesine karşı itiraz amacıyla ve sığınakların çoğaltılıp iyileştirilmesi talebiyle toplanan 3.500 imza Meclis'e götürüldü. 30'u İstanbul'dan yaklaşık 60 kadın adına Mor Çatı'dan Melike Keleş vekillerle görüşen heyetteydi. Keleş, DTP'li Sevahir Bayındır, AKP Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, CHP'li milletvekilleri Gaye Erbatur ve Özlem Çerçioğlu'yla görüştüklerini aktardı.2 Peki, Nimet Çubukçu ile görüşebildiler mi? Hayır! York Düşesi Sarah Ferguson'un, Saray Rehabilitasyon Merkezi'ndeki gizli kamera skandalı için söylediklerini ve açtığı davayı düşünürsek doğrusu ben Melike Keleş olsam pek korkardım Nimet Çubukçu ile görüşmeye. Sarah Ferguson için zihinsel engelli çocukları kendisi bağlamış olabilir diyen bir bakandan neler beklenmez ki? Hani kendisi yıllarca iş hayatı içinde olmuş ve tek çocuk doğurmuş, sözde özgür bir kadın ama -değerli Parti Başkanı Sayın Başbakan'ın sözünden çıkmamak adına olsa gerek- "her kadın en az 3 çocuk doğurmalı" fikrini yürekten destekliyor. Değil Mor Çatı'ya destek olmak, çatıyı başlarına yıkabilir endişesindeyim. Bakanlığın bünyesindeki Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) ne kadar başarılı olabildi bunca yıl bir sormak gerek. KSGM, yapısına kadın hareketlerini dâhil etmiyor. İnsan düşünüyor, yahu bu kurumlar var mı? Var... Peki, ne işe yarıyor? AB'ye göz kırpmak dışında tabii...

Sayın Nimet Çubukçu mimariye açıkça zarar vermektedir. Toplumsal yapısı bozuk bir mimariden söz edebilenler bana bu yazının mimarlıkla ilgisi olmadığını söylesinler. Ah sevgili arsız yazım çubukları nereden nereye getirdin. Ben de toplayamayacağım bu işin ucunu. Şöyle der gibisin: "Velev ki saçma?"

Ama haklısın sevgili arsız yazım, Türkiye'de kadın haklarını savunacak ne bir first lady ne de bir bakanımız var. Ancak türbanlı olduğu için kahraman Türk kadını ilan edilen cumhur-lady'miz var (bakınız: Sevgili Can Dündar'ın, Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olduğu zamanki yazı dizisi). Peki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde aleyhinde dava açtığı Türkiye Cumhuriyeti elinden almadan önce cumhur-lady'miz ne kadar özgürdü? Sayın Emine Erdoğan'a da sormak gerek kadın hakları için neler yapmaktalar şu son günlerde? Hani Van'da genç bekâr bayan öğretmenlerimiz zordalar... Mahalle baskısı almış yürümüş. Sığınma evleri bir bir kapanıyor... Eee ne de olsa kadının yeri kocasının yanı, kucağında da 3 yavru, kulağını ve düşünme organı olan beynini kapatan türban ile Türkiyeli bir kadın daha ne ister?

Kadın hakları da yağmur duasına çıkar gibi korunacaksa ya da İslamiyet'in çarpıtılmış kurallarına kaldıysa, vay halimize! Mimar bayanlar ne yapıyor peki? Bilmem, çıt yok! %60 bir oranla mezun oldukları üniversitelerden iş dünyasına %35'i katılıyor. Kaçının kendi ofisi var? Sosyal ve toplumsal sorunlar üzerine kaçı STK'larla çalışıyor, ya da yeni toplumsal projeler üretiyor? Bilmiyorum... Ka-der önümüzdeki belediye seçimlerinde bayan adayları desteklerken biraz da bayan mimarlarımızı uyandırsa pek iyi olacak, ne var ki hepsi fena halde at gözlüğü ile yaşamakta ve bay mimarlarla toplum-dışı olmak konusunda yarışmaktalar.
Ya da şöyle demeli; mimar olmaya gelene kadar şu Türkiye'deki kadınların önlerine dikilen çubuklara bir bakın! 2005 yılında Türkiye'de çalışma çağındaki kadın nüfusun yüzde 24,3'ünün çalıştığı, bu oranla Türkiye'nin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içinde, son sırada yer aldığı belirtildi. Bu oran 1990'da yüzde 33'tü. 2008'de ise 23,8'e geriledi.
Hadi kadınlarımızın, sosyal ve ekonomik özgürlükleri yok, sığınma evleri yok, baba ya da koca evine razı gelmeleri gerek. Peki, ya çocuklar?
2010 geliyor!!! Bir reklam televizyonlarda gösteriliyor ki sanki Hrant Dink İstanbul'da öldürülmemiş... İstanbul mutlu-mesut-mozaik... Reklamda gülen çocuklar var... En kolay etkileme taktiği... Çocuğu koy, yoğurdu sat! Çocuğun kafasına iki anten koy ve beyinde ur yapan aletleri almaları için teşvik et! Çığlıklar geliyor. Duyabilene...
İstanbul'da çocuklar için güvenli oyun alanları yok denecek kadar az. Üç yanı ana cadde tuhaf parklar türedi son günlerde ama üzülmeyin onları da bozup benzinci yapıyorlar. Ha bir de parklara spor aletleri koyuyor belediyeler, pek şık... Hepsinin üstünde çocuklar. Ne olacak yani? Çocuk düşüp de demire kafasını vursa ne olacak? Boş inşaatlarda oynayan çocuklarımızın can güvenliği yok! Kadir Topbaş yakında bir açıklama yapacakmış: "Bizim mimarlarımız ipek kumaşı kesemez amma çocuklarımız demirdendir, bir şeycik olmaz onlara, bu nedenle biz zaten İstanbul'u finans merkezi yapacağız! İşi olmayanı almayacağız. Herkes dışarı! Önce kadınlar ve çocuklar!"


Nato Yolu, Çengelköy, Üsküdar
Aile ve kadından sorumlu devlet bakanımız Nimet Çubukçu'nun mimariye zararları saymakla bitmez. Ah sevgili arsız yazım nerelere zıpladın? Ama senin de hakkın eline pompalı almak! Eeee canına kast var, ne yapacaksın ki, vur sen de! Kardeş canı acımaz, vur!
2009 Yerel Seçimleri -dürüstçe olacak mı endişeliyim, yani 6 milyon seçmen nasıl çoğaldık anlamadım- yılın önemli bir fırsatı. Ne fırsatı mı? Kaptanları sıvazlama ya da... Ben Üsküdar Belediyesi'ne bağlıyım. (Hani 6 milyon nasıl arttık demişsin sevgili arsızım aklım takıldı, ben korkmaya başladım, ölüler de çıkmış listeye, hortladık mı yoksa ölüler devrim mi yapacak? Eee baktılar canlılar pek hareketsiz...) Üsküdar Belediyesi ile sorunlarım büyük. Yutuyorlar efendim. Önlerine gelen her şeyi yutuyorlar. Eşikler, pencereler ve evler... İtirazım var! Seçimlere kadar dede evimizin yarısını yutmalarından korkuyorum, hatta seçim sabahı kapıdan çıkamayacağımızın endişesini taşıyorum. 81 yaşındaki anneannemi eve kapattık ve bir daha dışarı çıkma dedik velâkin kaldırımlar kafa koparacak ve yollardaki parke taşlar ise ayak kıracak şekilde tasarlanmış.

Apdipaşa Sokak, Çengelköy, Üsküdar

Kadınları, çocukları ve yaşlıları (engelliler, sayılma engelleri gereği bu listede yer alamayacaklar) eve kapattın mıydı şehir senin! Oh! İster finans merkezi yap, ister Dubai'nin ikiz kardeşi...
Peki, siz sayın meslektaşlarım binalarınızı kimler için tasarlıyorsunuz?
Tabii ki kaptanlar...

Bu makale 2273 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN