Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Bizde Mimari Eleştiri Var mı Yok mu?

Bizde Mimari Eleştiri Var mı Yok mu?

Bizde mimari eleştiri yok” diyorlar. Yakın zamanlara kadar ben de öyle düşünüyordum, ben de katılıyordum bu söyleme; ben de diyordum ki: “Evet, bizde mimari eleştiri yok”. Böyle deyip çıkıyordum işin içinden. Şimdilerde ise şöyle düşünüyorum: Bu sav, bu saptama, doğru mu acaba, yoksa yanlış mı? Doğruysa ne kadar doğru, yanlışsa ne kadar yanlış? Ve neden?

İlk bakışta, “Yok” diyenler haklı gibi. Öyle, çünkü uzmanlık alanı eleştiri olan; asıl işi mimari eleştiri yapmak olan; göğsünü gere gere ve apaçık bir biçimde, “Ben bir eleştirmenim” diyen, diyebilen; bir yapıyı, çeşitli eleştiri kuramlarına göre ele alıp eleştirebilen; örneğin, semantik ağırlıklı ya da marksist ya da psikanalitik bir eleştiri yapan, yapabilen; bir evin mimarisini eleştirirken, ünlü fenomenolog Gaston Bachelard’ın, La Poétique de l’Espace (Mekânın Poetikası) adlı kitabındaki, evle ilgili saptamalarını da devreye sokabilen ve sokan; Mehmet Narlı’nın, evle ilgili şiirleri, o şiirlerdeki ev imgelerini sergileyen, yorumlayan Şiir ve Mekân adlı kapsamlı araştırmasını okumuş olan; ayrıca, Batı’daki “Ev, bir makinedir” tartışmasından da haberli olan; Abdülhak Şinasi Hisar’ın Boğaziçi yalıları ile ilgili duygularını yabana atmayan; De architectura libri decem'de (Mimarlık Üzerine On Kitap) “Mimar, değişik bilim dalları ve çeşitli öğretilerin bilgisiyle donatılmış olmalıdır. […] Mimar’ın kalemi güçlü olmalı, geometri öğrenimi görmeli, iyi tarih bilmeli, filozofları iyi izlemeli, müzikten anlamalı, biraz tıp bilgisi bulunmalı, hukukçuların düşüncelerini bilmeli, yıldızbilim ve göklerin kuramıyla tanışıklı olmalıdır” diye yazan Vitruvius’un bu metnini “mimar” sözcüğünün yerine “mimari eleştirmen” sözcüklerini koyarak okuyan; yapıt sahiplerinin yüreklerine, saygıyla karışık bir korku salan; olumlu eleştirdiklerini sevindiren, olumsuz eleştirdiklerini üzüntüye boğan; dahası, söz konusu yapının yazgısını bir anlamda elinde tutan ve değiştirebilen ve “mimari eleştiri” denilince hemen ilk elde akla geliveren ve bu alanda “duayen”, “star” olarak niteleyebileceğimiz bir meslektaşımız yok ya da ben bilmiyorum, ben tanımıyorum.

Ama bu yokluktan yola çıkarak, “Bizde mimari eleştiri yok” gibi olumsuz bir genellemeye varmak da pek doğru görünmüyor bana şu anda. Görünmüyor, çünkü kitap rafları boy boy mimari eleştiri kitaplarıyla dolup taşmıyor ama, mimarlık dergilerinin sayfalarında yer alan ve mimari eleştiri sayılabilecek yazıların sayısı da sıfır değil.

Sonra, yarışmaları, o yarışmalarda jüri üyesi olarak bulunanları düşünün. O insanlar, o mimarlar bir araya geldiklerinde ve jüri üyesi olarak çalışmaya başladıklarında, birer eleştirmen olarak davranmıyorlarsa, önlerindeki tasarımların olumlu ve olumsuz yönlerini dile getirmiyorlarsa, yani, yarışmaya gönderilen paftaları eleştirmiyorlarsa ne yapıyorlar?

Peki ya kolokyumlarda neler oluyor? Oralarda da sürmüyor mu eleştiriler? Üstelik kolokyumlarda jürinin eleştirileri de eleştiriye açılmıyor mu? Yani kolokyumlarda, eleştirinin eleştirisi yapılmıyor mu? Böylece eleştirel ortam ikiye katlanmıyor mu?

Mimarlık okullarındaki tasarım stüdyolarında eleştiri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Elbette ki var, hem de başköşede. Öğrencinin getirdiği çizimleri, çözümleri kıyasıya, doğrusu ya, kimi zaman da iyice acımasız bir biçimde eleştiriyoruz. Ülkemizde, mimarlık okullarındaki stüdyoların pek çoğunda, bu süreç tek yönlü olarak çalışıyor. Öğretim üyesi, stüdyodaki tek eleştirmen olarak kalıyor. Oysa daha iyi bir tasarım stüdyosu, öğrencilerin de hocaların getirdikleri eleştirileri eleştirdikleri, eleştirebildikleri bir stüdyodur. Umarım onlardan birkaç tane ülkemizde de vardır.

Öte yandan, mimar olmayan, ama mimari eleştiri yapan pek çok insan var. Bu gibilerin ait oldukları türlerin sayısı da az değil. Bunların arasında, ev kadınları da var, prensler ve krallar da. Anımsayacaksınız, bir ara İngiltere’nin veliaht Prensi Charles, Londra’da çok sayıda yüksek yapı yapıldığını ileri sürmüş ve St. Paul Katedrali’nin kocaman kubbesinin artık bu kentin silüetine egemen olmamasını eleştirmişti. Şimdi de şöyle bir aile düşünün: Erkek, kısa bir süre içinde, kaldıramayacağı kadar zengin olmuş, o para kadına daha da ağır gelmiş. Bu insanlar, gözde bir tatil beldesinde, bir ev yaptırmaya karar veriyorlar ve bir mimar “tutuyorlar”. Mimar, çalışıyor, çalışıyor ve yaptığı tasarımı sunuyor. İşverenler, çizimleri uzun uzun inceliyorlar. Sonunda mimara, salonu beğendiklerini, yalnızca şöminenin yerini uygun bulmadıklarını; yatak odasının büyüklüğünün yeterli olduğunu; binanın cephelerinin ise yeteri kadar süslü olmadığını söylüyorlar; böylece mimari eleştiri yapmış oluyorlar. Bir de, “Kentlerimiz beton yığınına dönüştü” diye ünleyerek, yerli yersiz betonarme, yerli yersiz apartman düşmanlığı yapanlar var ve bence, onların yaptıkları da mimari eleştiriden başka bir şey değil.

Bu durumda, yazımın başında sorduğum “Bizde mimari eleştiri var mı yok mu?” sorusunu “Var” diye yanıtlayabilirim. Dahası, kendimi biraz zorlasam, ülkemizde her üç kişiden dördünün değilse de, ikisinin mimari eleştiri yaptığını ileri sürebilirim.

Yazan: Gürhan Tümer

Bu makale 2484 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN