Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Kuşdili Çayırı'ndan Anımsamalar

Kuşdili Çayırı'ndan Anımsamalar

Kuşdili Çayırı’nın Altıyol’dan gelen cadde tarafındaki sahada oynanan futbol maçlarının birinde Yeldeğirmeni ile Kuşdili karşılaşıyordu. Oldukça heyecanlı geçen müsabakada iki oyuncu kavgaya tutuşmuş, bir anda karışan sahaya Kadıköy’ün kabadayısı olan Cimbom İhsan girmiş, kavgacılara attığı birer tokatla ortalığı süt liman duruma sokmuştu.

1960’lı yıllardaki Kadıköy’de her semtin bir kabadayısı vardı, ancak tüm Kadıköy’ün kabadayısı olarak Cimbom İhsan kabul edilirdi. Kuşdili Sahası’nın yanındaki binalardan birinin altında kahvehanesi bulunan bu kişi sağlam yapılı, sert bakışlı ancak orta boylu bir insandı.

Futbol sahasının arkasındaki alan, Mahmut Baba Türbesi’ne kadar çayırlık ve koruluk bir sahaydı. Türbenin karşısında kömür deposu bulunur, daha geride ise eski yıllarda Kuşdili Sineması olarak kullanılmış olan hangarda Tramvay Deposu yer alırdı.

Kuşdili Çayırı, Kurbağalı Dere’nin taşma alanı olması sebebiyle bataklık bir zeminde oluşmuştu. Adını ise kuşbazların saka, iskete, florya gibi kuşlarına, Kurbağalı Dere’nin kurbağalarını dinleterek kanarya gibi ötmelerini sağlamaları olayından almıştı. 1900’lü yılların ilk yarısında burada Hamdi’nin Gazinosu, Fenerbahçe’nin Kulüp Lokali, Sinema, Kayıkhane gibi tesisler bulunmakta idi. Halk burada eğlenir, gezinir, birbirlerini görür, piknik yapardı.

Bugün tam ortasına bir alışveriş merkezi inşa edilerek geçmişi ile bütün bağlarının koparılması arzu edilen bu alan Paris’in Monmartre Tepesi gibi değerlendirilebilir.

Burada eski futbol sahasının bulunduğu kısımda ressam, heykeltraş gibi sanatçıların halkla bütünleştiği bir sanat pazarı oluşturulabilir. Diğer bölümleri ise park, rekreasyon alanı olarak ayrılabilir. Oluşturulacak olan sanat pazarının etkisiyle, etraftaki binaların altlarında sanat galerileri açılabilir. Halkla sıcak ilişki kurabilecek olan buradaki sanatçılar zamanla bir “Kuşdili Ekolü” oluşturabilirler. Üstelik bu sanat hareketi, Caddebostan Sanat Galerisi’nde oluşmuş olan elit ressam ve heykeltraşların çizgisine alternatif bir ekol olarak Kadıköy’e renk katabilir.

Bir üniversiteye tahsis edilmiş olan Caddebostan Sanat Galerisi’nde genelde bu okulun öğretim görevlileri sergi açabilmektedir. Bu kişiler kesinlikle iyi bir ressam veya heykeltraştırlar, ancak sanatçı sıfatını alabilmek oldukça tartışmalı bir konudur. Çünkü: Genel anlamda, sanatçı bir yere bağımlı olmamalı, özgür olabilmeli ve halk tarafından sahiplenilmelidir.

Sonuç olarak, elitlere ait olan Caddebostan Sanat Galerisi ile halk sanatçılarına ait olan Kuşdili Çayırı Sanat Pazarı iki zıt ekol olarak Kadıköy’ün sanat hareketine büyük bir aktivite katabilir.

Bu yazdıklarım, Kuşdili Çayırı Alanı’nın alışveriş merkezi inşa edilerek ortadan kaldırılması önerisine karşı düşünülmüş bir öneridir. Üstelik bu öneride alan tarihi kimliği yok edilmeden korunmakta ve değerlendirilmektedir. Sadece şimdiki semt pazarı kimlik değiştirerek sanat pazarı haline getirilmek istenmektedir. Vizyonu kültür ve sanat olan Kadıköy’ün böyle bir Kuşdili Çayırı’na ihtiyacı bulunmaktadır. Ayrıca 1960’lı yıllarda Mahmut Baba Türbesi tarafında kalan çayırlık ve koruluk alan, park olarak değerlendirilerek yine eskisi gibi yeşil kalabilecektir. Burası, özellikle Acıbadem, Hasanpaşa gibi kara tarafında kalan semtlerdeki insanlarımız için önemli bir nefes alabilme yeri olabilecektir.

Bu önerinin alışveriş merkezi önerisinden en önemli farkı, ana fikir olarak sermayeye değil halka hizmetin ön plana çıkarılmasıdır. Ayrıca adı da Salı Pazarı değil, Kuşdili Çayırı olacağı için tarihine de saygılı bir öneri olmaktadır. Doğal olarak bu önerinin projesi de diğerinden çok farklı bir anlayışla, siparişle değil yarışma ile elde edilmelidir.

İşte öneri ve bu öneriye yakışan proje elde etme yöntemi.

1960’lı yıllardaki bayramlarda, futbol sahasının bulunduğu alana bayram yeri kurulurdu. İp cambazları, asılarak kayılan teleferik, kiralık at, kayık salıncaklar, dönme dolap, halka atmacı, ruletçi, kaleye şut attırmacı, yiyecek-içecekçiler ve sihirbaz, tiyatro gibi gösteri çadırlarının bulunduğu bayram yeri, 1900’lü yılların ilk yarısında bugün Halit Ağa Caddesi’ne dik gelen Bayram Yeri Sokağı etrafındaki boş alanda kurulurdu.

Ben çadırların içindeki gösterileri merak ederdim. Bir gün “Şahmeran”ın çadırına girmiştim. Bilindiği gibi efsanelerdeki Şahmeran, belden yukarısı kadın, aşağısı yılan olan bir yaratıktı ve doğal olarak o çadırın içersinde bulunması olanak dışı idi. Oradaki başarısız taklitte ise, kadın ile yapay yılan vücudunun eklenti yerleri belli olmasın diye, o bölgeleri tüllerle örtmüşlerdi. Daha çok çocukları etkileyebilen bu yaratığı, çadırın içerisinde kendisine bir metre mesafeden çekilmiş bir ipin dışından geçerek izleyebiliyor, isterseniz ona kendi geleceğiniz ile ilgili soru da sorabiliyordunuz.

Ben, hizasına geldiğimde öğrencilik hayatım boyunca merak ettiğim en önemli şeyi sormuştum: “Sınıfımı geçecek miyim?” Şahmeran, tülün ardından gözlerimin içine bakarak, tıslayarak çıkarmaya gayret ettiği sesle bana cevap verdiğinde, ne gariptir ki hayatım boyunca unutamayacağım bir nasihati seslendirmişti: “Çalışırsan geçeceksin.”

O yıldan sonra yaşadığım elli yıla yakın sürede edindiğim hayat tecrübesi ile, bugün o cümlenin başına ben de bir cümle ekleyebiliyorum: “İstersen çalışırsın.”

Kadıköylüler Kuşdili Çayırı’nın kendileri için düzenlenmesini önce isteyecekler, sonra bu konuda çalışacaklar, sonuçta mutlaka başaracaklardır.

Yazan: Arif Atılgan

Bu makale 2255 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN