Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Merkez Efendi

Merkez Efendi

Bir gün Sümbül Sinan Efendi, ders esnasında dervişlerini çetin bir imtihana tabi tuttu. Onlara dedi ki: “Ey bir avuç topraktan ibaret olan canlar! Bu âlemin nasıl yaratılmasını isterdiniz?” Her derviş kendi gönlünce cevaplar sundu. Sıra Muslihuddin Musa Efendi’ye geldi ve yüzünde elmaslar oynaşan Sümbül Efendi tatlı bir tebessümle: “Eee, bir de sen söyle bakalım Musa Efendi, sen nasıl bir dünya isterdin? Âlem bir nizam içinde…” Musa Efendi başını kaldırmadan cevap verdi: “Efendim, bu âlem öyle tatlı bir nizam içinde ki; buna bir şey ilave etmek veya bir şeyi eksiltmek düşünülemez!” Sümbül Efendinin istediği de buydu. Ay yüzünde görülmemiş bir ışık belirdi ve dedi: “Aferin derviş Musa ! Demek her şey merkezinde, böyle olmalıydı diyorsun! Öyleyse senin adın bundan böyle Merkez Muslihuddin olsun!” Bundan sonra derviş Musa , Merkez Efendi ismiyle gönüllerde taht kurdu...1
Tutucu kesimlerin pek sahiplendiği önemli bir tıp ve din adamıdır Merkez Efendi. Denizli`nin Sarhanlı köyünde Muslihuddin olarak 1463 yılında doğdu. 1551 yılında ise Merkez Efendi olarak İstanbul’da vefat etti... Adı bir cami oldu, semt oldu ve evliya hikâyeleriyle dilden dile anlatılmakta. Peki, Merkez Efendi aslında Dünya’yı merkezinde bırakmaktan bahsederken ne demek istemişti? Biz insanlar Dünya’yı merkezinde bıraktık mı? Sahi Dünya’nın merkezi neresi? Dünyalı da olsam bilmiyorum ancak Türkiyeli olarak Türkiye’nin merkezi hiç kuşkusuz mesir macununu keşfeden Merkez Efendi’nin yattığı İstanbul’dur. Bunu kim mi söyler? Bunu yabancı sermaye, şaibeli nüfus, bir de Başbakan söyler. Aksi düşünülemez. Oysa biliriz ki iç savaşlar kantarı kaçık teraziye benzeyen ülkelerde belirir. Tüm Türkiye, tek bir çelik tasın içinde ağır gelmekteyiz. İstanbul dolu, gerisi boş… Boşluğun isyanını duyan var mı? Boşluk boşluktur. Sesi çıkmaz. Peki, bu terazide hile olma ihtimali yok mudur? Bir taraf hep eksik çekmektedir. Boşluğun sesini duymayanlar dolunun sesini bir iyimserlik gibi sunarlar. Gerçekler, önümüze temcit pilavı gibi ara sıra sunulan bir öğündür belki de.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, TÜİK tarafından açıklanan 12 milyon 573 bin 836 kent nüfusunun küçümsenemeyecek kadar fazla olduğunu belirterek, “Daha fazla nüfus almak istemiyoruz” dedi. Topbaş, şöyle konuştu: “İstanbul’un nüfusu küçümsenmeyecek kadar fazla. Ama biz daha fazla nüfus almak istemiyoruz. Yaptığımız plan çalışmalarında birkaç milyonu daha kent nüfusu taşıyabilir, ondan sonra tıkanabilir. Marmara Bölgesi ölçeğinde plan çalışması yapıyoruz ve bu plan ölçeğinde olayı değerlendiriyoruz. Nüfus artışı hesaba katıldığında, İstanbul’un 16-17 milyonu bulması ve artık onun ötesine geçmemesini öngörüyoruz. 2045-2050 yıllarına kadar Türkiye nüfusunun 95-100 milyona çıkacağı ve o tarihten sonra durağan hale gelip geriye doğru gideceği söylenmekte. Böyle baktığınız zaman İstanbul, Türkiye’nin 5’te biri gibi kabul edilince, nüfusunun da 20 milyon olacağı görülüyor. Ama İstanbul 20 milyonu kaldırmaz. Nüfusu daha düşük düzeyde tutmak için bazı eşikler oluşturarak, daha nitelikli iş gücü, finans ve kongre merkezi gibi işlevler yükleyerek, sanayiden biraz daha geri çekilmiş bir kent haline getirmeye çalışıyoruz.” 2

“Daha nitelikli iş gücü, finans ve kongre merkezi gibi işlevler yükleyerek, sanayiden biraz daha geri çekilmiş bir kent haline getirmeye çalışıyoruz,” derken Sayın Belediye Başkanı’mız sanki bir holdingin iş sahalarını açıklamaktadır. Şehirler, insanlar için kurulur benim bildiğim. Şirketler için değil. Yoksulu, zenginiyle, bir şehir tümüyle kamusal alandır aslında. Mülkiyet dediğiniz nedir ki? Mülkiyet sonsuz bir misafirlik hakkı sunmaz mı? Yoksa mülkiyet, diğer şehirdaşlarımızdan çaldığımız toprak, hava ya da su mudur? Şehirler hükümetlerin alıp sattığı, özel alana açtığı ve sadece zenginler için fırsatların açıldığı yaşam alanları değildir. Şehirlerde işçiler vardır, onların aileleri ve onların gören, umut eden çocukları vardır.

Şehrin merkezi “insan”dır.

Merkez Bankası ile Halkbank, Ziraat Bankası ve Vakıfbank İstanbul'a taşınacak.

Hepsi de taşınacak, yerleri bile belirlendi. Kimseye danışmaya ihtiyaç yok. Merkez Bankası alacağı kararlarda özerktir. Ankara'da mı, İstanbul'da mı durur, bunun kararını bizler veririz. Ülkenin menfaati İstanbul'dadır. Bankalar İstanbul'a geçtikten sonra MB'nin işlevi artıracaktır. MB'nin oradaki gücü çok daha farklı bir konuma gelecek. Hükümet olarak böyle bir kararımız var. Kanunsa kanun çıkartırız, adımı atarız. MB'nin özerk olmasının kararını veren de parlamentodur.3

“Hepsi de taşınacak, yerleri bile belirlendi. Kimseye danışmaya ihtiyaç yok,” derken Sayın Başbakan aslında ne demek istiyor? İki şehri ilgilendiren böylesi önemli bir kararı danışacak gerçekten kimse mi yok yoksa danışmaya gerek kalmadan tıpkı totaliter rejimlerde olduğu gibi karar tek ağızdan çoktan verildi mi? Bence Sayın Başbakan danışmalı; şehir bölge plancılarına, mimarlara, sosyologlara, İstanbul’daki taksi şoförlerine, Merkez Bankası çalışanlarına, çalışanların eşlerine, çalışanların çocuklarına hatta akrabalarına, bankacılara, banka müdürlerine, Ataşehir sakinlerine, Ataşehir’e komşu semtlerde yaşayan İstanbullular’a danışmalı… Tonlarca altınları taşımadan önce sormalı…
CHP’de Demokratik Değişim Hareketi lideri ve CHP eski Ankara Milletvekili Prof.Dr. Mehmet Tomanbay, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması girişimlerine tepki gösterdi. Tomanbay açıklamasını şöyle sürdürdü: "Dünya genelinde merkez bankalarının Almanya hariç başkentlerde yer aldığını görüyoruz. Almanya ise birleşmeden önce Bonn şehrinin geçici başkent niteliğinde olması nedeniyle Frankfurt kenti Bundesbank’a mekân olmuştur. ABD’de finans merkezi New York olmasına karşın Federal Reserve Board başkent Washington’da yerleşiktir. Diğer ülkelerde ise başkent ile finans merkezi aynı yerdedir. Bu nedenle merkez bankalarının yer seçiminde finans merkezinin değil başkentlik özelliğinin dikkate alınarak yerleştirildiğini göz ardı etmemek gerekir. Bu açıdan bakıldığında AKP’nin arada bir Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı taşıma işini gündeme getirmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentini İstanbul"a taşıması niyetinin bir tezahürü olarak mı ortaya çıkmaktadır.4
Biz ki Dünya’yı merkezinde bırakan evliyaların çocuklarıyız… Cumhuriyetin kollarında hür yaşıyoruz. Demokrasi kendini besliyor, öyle ki bazen kadını erkekten ayıran simgeler demokrasi neferi gibi gösteriliyor. Demokrasi kendi kendini yok mu ediyor? Hayır. Demokrasi’nin kalbi hâlâ Ankara’da atıyor. Peki, demokrasinin merkezi neden altın külçeleri gibi taşınmak isteniyor?

Merkez Bankası, Ankara’da oldukça modern binalarda hizmet vermektedir. Benzer fiziki koşulları İstanbul’da oluşturmanın çok büyük maliyetleri olacaktır. Bu maliyetlere, ekonomimizin içinde bulunduğu mevcut koşullarda katlanmak doğru değildir. Mevcut kadroların tamamının İstanbul’a gelmesi, çeşitli nedenlerle mümkün olmayacaktır. Bu durumda, yeni kadrolar istihdam etmek gerekecektir. Oysa merkez bankacılığı özel bir iştir ve kadroların ticari bankalardan tamamlanması pek mümkün olmayacaktır. Tam tersine, İstanbul’a geldikten sonra, Merkez Bankası’ndan ayrılmalar olabilecektir. Merkez Bankası’nın İstanbul’da olması, bankaların işlerini hangi açıdan kolaylaştıracaktır, bilinmemektedir. Bankaların, sürekli olarak Merkez Bankası yetkilileri ile işleri yoktur. Olan işler de, mevcut haberleşme araçları ile rahatça yürütülebilmektedir. Örneğin, İnterbank’ın çalışması nedeniyle bankaların ciddi problemlerinin oluştuğunu hiç duymadık.5

Bir zamanlar binası çalınan bir mimar vardı. Onun için çok üzülmüş ve bir tez yazmıştım. Şimdi düşünüyorum da Şevki Balmumcu, Umut İnan’dan daha şanslıydı belki de. Ankara Opera Binası hâlâ Ankara’da.

Dün, Sayın Başbakan, batının ilim ve sanatını alamadık dedi. Nedense sanat kavramını böyle kullanması dokundu bana. Sanat, ülkeler arası alınıp verilen bir şey miydi? Neydi sanat? Yenir miydi, içilir miydi? Taşınır mıydı? Merkez Bankası’nı taşımak için batıya bakıyorduk da sanatı bir türlü batıdan alamamıştık, kafama takıldı. Yoksa… Evet.

İnsanın merkezi “sanat”tır.

Bu makale 2552 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN