Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

AB’ye Katılım Sürecinde İnşaat Sektörü

Türk inşaat sektörünün geleceğinin Türkiye – AB ilişkilerinin izleyeceği seyir ile yakından ilgili olacağı değerlendirilmektedir. Geçmiş veriler, sektörün aktivitesinin ekonomik konjonktür ile yakından ilintili olduğunu göstermektedir.

Türkiye –AB ilişkilerinin gelecek 10 yılda (2005-2014) ekonomik konjonktürü çok güçlü bir biçimde etkileyeceği öngörülmektedir. 2014 yılının önemi, AB’nin oluşturmaya çalıştığı yeni anayasasındaki bazı değişikliklerin bu tarihten itibaren uygulamaya girmesinin planlanması ve Türkiye’nin tam üyeliği için 2014 yılı civarının olası bir tarih olmasıdır. 

İnşaat sektörünün önümüzdeki yıllardaki en önemli belirleyicisi ülkenin içinde bulunduğu ortam olacaktır. Bu ortam eğer istikrarlıysa sektör hızlı büyüyecek, aksi takdirde durgunluk sürecek, belki de yeniden daralma bile söz konusu olabilecektir. 

Siyasal istikrar ülkemizde sürebilir, hatta kalıcı biçime kavuşturulabilirse bunun ekonomik istikrara da çok ciddi katkısı olacaktır. Öte yandan, makroekonomik dengelerin de kalıcılık kazanabilmesi için istikrar programının sürdürülmesi bir zorunluluktur. İstikrar ortamı sağlandığı takdirde inşaat sektörünün geleceği parlak olacaktır. Çünkü inşaat, uzun vadeli iyimser beklentilerle başlatılan fabrika, altyapı ya da sosyal yapılar demektir.

Yakın gelecekte inşaat sektörünü ülke içinden etkileyecek, yegane değilse de, en önemli etken ekonomik ve politik istikrardır. İstikrarın sağlanmasıyla ya da kalıcı hale gelmesiyle yatırımların hızlanacağı hesaba alınmalı ve sektör kapasitesini gözden geçirmelidir.

Ekonomik istikrarın sağlanması, sadece özel kesim için uygun iklim yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda iç borcun finansmanının bütçe üzerindeki yoğun baskısını azaltacak, kamu yatırımları için de ek olanaklar ortaya çıkacaktır. Bu anlamda, büyük inşaat firmaları için uygun bir iç pazar fırsatı gözükmektedir.

AB perspektifi belirginleştikçe ülkemize sermaye akımı güçlenecek ve inşaat talebi daha da hızlanacaktır. Ancak AB üyeliğine sadece bu boyutuyla bakmak da yanlış, ya da yetersiz kalacaktır. Çünkü AB üyeliğinin bir başka yanı da belli standartların zorunlu hale gelmesi ve buna uymayan şirketlerin tasfiye olması olacaktır. Öte yandan, AB üyeliği Türk şirketlerinin özellikle yeni üye ülkelerde yeni iş alma potansiyeli gibi görünse de, ülkemizde diğer gelişmiş AB üyesi ülkelerin rekabete katılacağı gözardı edilmemelidir. Yürürlükteki İhale Yasası ile kamuda birçok AB kökenli inşaat şirketi iş alabilecektir.

Bu anlamda Türk inşaat şirketlerinin içinde bulunduğu sorunları göz ardı etmemesi gerekir. AB üyeliği bir fırsat olduğu kadar, bir tehlike de olabilir. Verimlilik artışlarına dikkat edilmeli, teknolojik yatırımlara önem verilmeli, mali bünyeler güçlendirilmeli, gerekirse şirket evlilikleri düşünülmelidir. Öte yandan nitelikli personel konusuna da ciddiyetle eğilinmelidir.

Şimdiye dek, ulusal düzeyde dış rekabete kapalı bir ortam gözlenirken bundan böyle, özellikle büyük projelerde, daha fazla yabancı şirket görülebilir. 

Ülkemizde kalıcı istikrardan söz etmek 2006 yılından itibaren mümkün olabilecektir. Gerek reel faizlerin düşüklüğü, gerekse kalıcı olarak erişilen tek haneli enflasyon, yatırım ortamı bakımından çok uygun bir iklim yaratmış olacaktır. Tüm bu hususlar inşaat sektörü için parlak bir gelecek vadetmektedir.

Böylesi uygun bir ortamın sektörün yakın ve orta geleceğinde gözükmesi, inşaat sektörünün bazı alt sektörleri için de önem taşımaktadır. Mesela son yıllarda giderek daha fazla ihracat yapan cam ve seramik alt sektörleri kapasitelerinin daha büyük bir kısmını iç piyasaya yöneltmek zorunda kalacaklardır. 

Gerek AB perspektifi, gerekse ekonomik istikrarın elde edilmesinin dışında ülkemizde bir başka gelişme daha yaşanmaktadır. Bu da hızla büyüyen turizm sektörüdür. Bu sektör, ülkemizdeki birçok büyük inşaat firmasının yatırım yaptığı bir alandır. Yapılan değerlendirmelerde, ülkemizde turizmdeki gelişmenin giderek hızlanacağı, 2010 yılına kalmadan Türkiye’nin 25 milyar ABD Dolarlık turizm gelirine ulaşabileceği tahmin edilmektedir. Bu aşamada, ek yatak kapasitesine ve yeni yatırımlara ihtiyaç duyulması yüksek bir olasılıktır.

Doğu Avrupa’nın artık AB’nin tam üyesi haline gelmesi de çevremizdeki koşullarında değişim içinde olduğu anlamına gelmektedir. Türkiye bu ülkelerden bazılarıyla ticari ilişkilerini hızla geliştirmeye çalışmaktadır. Ancak bir köprü ülke olan Türkiye’ye, dünyaya yeni açılan bu ülkelerin daha fazla ihtiyacı bulunduğu değerlendirilmektedir.

Ülkemizde çok büyük şirketler olmasına rağmen, yurtdışında bu şirketler boyut olarak ne yazık ki yetersiz kalmakta ya da rekabet etmekte zorlanmaktadır. Daha büyük boyutlu, rekabet gücü daha yüksek olan şirketler oluşturmak gerekmektedir. Öte yandan, teknolojinin daha yoğun kullanıldığı, niteliksiz yerine nitelikli işgücünün kullanıldığı bir yapıda kalite sorununa da bir takım çözümler getirilmiş olacaktır. Denetim konusu tam bir kurumsallaşma göstermeden sektörün ulusal ve uluslararası gelişimindeki aksaklık da giderilememiş olacaktır. Kayıtdışı çalışan kesimin de önlenmesi büyük ölçüde denetim mekanizmalarının tesisi ile sağlanacaktır. 

Yakın gelecekteki riskler de hesaplanmalıdır. Irak’taki istikrarsızlık, ya da AB konusundaki olumsuz gelişmeler Türk ekonomisini yeniden sarsabilecek unsurlardır. Bir mali kriz yakın gelecekte gözükmemektedir. Ancak aşırı borçlu bir kamunun olduğu ve kırılganlıkların sürdüğü de unutulmamalıdır. İnşaat sektörü ekonomik konjonktüre en bağımlı sektördür. Bu nedenle makroekonomik dengeleri çok yakından izlemesinde büyük yararlar bulunmaktadır. Risklerin ve kırılganlıkların sürmesine rağmen, inşaat sektörü orta vadede parlak bir geleceğe sahip görünmektedir.

Türk inşaat sektörünün en önemli özelliklerinden birisi bölgesel bir güç olmasıdır. Oysa, Türk ekonomisinin bölgesel güç olduğu alan ya da sektör sayısı çok azdır. Kafkasya’da, Rusya’da, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da Türk müteahhitleri son yirmi yıldır ciddi boyutlarda işleri tamamlamıştır. Ancak çeşitli nedenlerden ötürü son on yıldır bu iş hacminde düşüşler meydana gelmiştir. Öncelikle bu iş kapasitesini yeniden yakalamak için çaba gösterilmelidir. Bu doğrultuda sektörde finans kolaylıkları, hibeler, alıcı kredileri, vergi kolaylıkları, haksız rekabeti önleyen, şirket birleşmelerini kolaylaştıran ve verimlilik artışına imkan veren bir dizi mevzuat düzenlemesine gereksinim bulunmaktadır.

Türkiye AB’ye tam üye olursa bunun inşaat sektörü üzerinde çeşitli sonuçları olacaktır. Birincisi, AB’nin büyük inşaat şirketleri Türkiye ile daha fazla ilgilenecektir. İkincisi, Türk inşaat şirketleri AB’nin kendi içinde ayrımcılık tanıyan ihale düzenlemeleri ya da kuralları aşılmış olacak ve daha yüksek rekabet gücü yakalanmış olacaktır. Bu sayede, firmalarımızın Güneydoğu Avrupa ve yeni aday/üye ülkelerdeki altyapı geliştirme projelerinde daha fazla pay almasına olanak sağlanacaktır.

Öte yandan, Türk inşaat şirketlerinin AB içinde daha fazla faaliyet göstermesi, onların AB mevzuat, standart ve kurallarına uymalarını da zorunlu hale getirecektir.

İnşaat sektöründe yeniden kalıcı bir canlanma için ekonomik büyümenin de artması gerekmektedir. Ancak ekonomik büyüme yükselir yükselmez bu kesimde canlanma başlamamakta, sürdürülebilir bir büyüme yapısı ortaya çıktığında, inşaat sektörü de canlılık kazanmaktadır. Hatta bu durumda inşaat sektörü katma değeri genel ekonomik büyümenin de üstünde adeta geometrik bir düzende artmaktadır. Bunun da temel nedeni, inşaatın sadece konuttan oluşmaması, alt-yapı ve sanayi yatırımlarını da kapsamasıdır. Birinci tür inşaatlar taleple ilintili olmakla beraber, alt-yapı ve sosyal tesisler devletin bütçe olanaklarıyla sınırlı kalmaktadır. Kamunun borç sorunu çözülmedikçe, ciddi ölçekte bu tür inşaatların yeniden ortaya çıkması pek olası görünmemektedir. Sanayi yatırımlarının gerçekleşmesinde de en önemli belirleyici, ekonomik istikrar ve reel faizlerdir. Bu konuda, mevcut ekonomik program başarılı olduğu taktirde inşaat sektörüne en önemli ve kalıcı destek verilmiş olacaktır.

Kaynak : TMB-Türkiye Müteahhitler Birliği

Bu makale 9130 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN