Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Rica İle Kurulan Kiremit Fabrikası Sektörün Yüzde 15’ine Hakim Oldu

Rica İle Kurulan Kiremit Fabrikası Sektörün Yüzde 15’ine Hakim Oldu

Bu şirkete sorulacak ilk soru aslında orta­da. Toplam iş kriz... Bu krizlerden olumsuz etkilenmek bir yana pazar lideri olarak çık­mayı nasıl başardıkları ilk öğrenmek iste­diğimiz şey. Aslında Kılıçoğlu, Cumhuri­yet’in kurulmasının hemen ardından biraz emrivaki ile işe başlamış bir şirket. Savaşın ardından Cumhuriyet’in başkenti kasaba boyutundaki Ankara: "O sırada en büyük sıkıntıyı tabii başkenttekiler çeker. Zaten para da, emir de onlarda. "Gel bakalım bir kiremit fabrikası kur diye dedelerimize ri­cada bulunmuşlar" diyen Özaydemir, o za­manlarda ricanın aslında bir emir olduğu­nu hatırlatıyor.

Aslında Ankara’da kurul­ması planlanan fabrika, Eskişehir’in topra­ğının bu işe daha müsait olması nedeniyle burada kuruluyor. Tabii daha sonra sadece Ankara değil bütün Türkiye yapılaşıyor. Eskişehir’de o dönemde 11-12 tane kiremit fabrikası kuruluyor. Bu fabrikalar Özayde­mir’in çocukluğuna kadar ayaktaymış. Fa­kat son yıllarda birçoğu kapanmış. Kimi mirasla, kimi arsa rantına kanıp, kimi bura­dan elde ettiği rantları İstanbul’da yeni bir rant haline getirip... Rakip fabrikalar tekno­lojik olarak yenilenemezken, Kılıçoğlu kendi teknolojisini kendisi üretiyor. Ve bu­gün 24 milyon metrekarelik Türkiye kire­mit pazarında metrekare bazında yüzde 15, ciro bazında ise yüzde 20’den daha fazla pazar payına sahip bir şirket olarak karşı­mızda duruyor.

Markanın Formülü
En basit haliyle çamurdan üretilen bir ürü­nü dünyanın kabul ettiği bir marka haline getirmiş şirketin yöneticisi var karşınızda. Marka olmak için sadece kalite yeter mi? Özaydemir, Türk standartlarına uygunluk belgesine sahip olan 20-30 kiremit marka­sını bir çırpıda sayabileceğinden bahsedi­yor: "Fakat ürünün müşteriye kendini is­patlaması gibi bir zorunluluk var. Bu da ki­remit sektöründe en az 10-15 yıl alan bir sü­reç. Bizde bazı bölgelerde, bazı nesillerden insanlarda bu bilinç oluşmuş durumda. Öncelikle ’Eskişehir kiremidi bilinci’ oluş­tu. Eskişehir’ de fazla marka kalmayınca Kılıçoğlu kiremidine dönüştü bu marka. Bi­zim için markanın temelinde bu unsur ya­tıyor. Sağlamlık ise Kılıçoğlu markasının bir diğer silahı. Şu anda 300 kilogram ba­sınca dayanabilen tek kiremit. Diğer beton çatıların üzerinde ise bir çocuk yürüse kırılacağını iddia eden Özaydemir "Kalite ve güvenle fiyatı birleştirdiğiniz zaman marka oluyorsunuz. Yoksa çok reklam verdim, markamı herkes tanıyor diyerek marka olunmuyor" diyor.

Son dönemde Türkiye’de yatırım için ba­vulunda para dolu birçok yabancı dolaşıyor. Kiremit sektöründe fırsat kollayan İtalyan, Alman, Fransız devlerin olduğu da biliniyor. Bu yabancılar, Kılıçoğlu’nun da kapısını çalmış. Ama Kılıçoğlu bu konuda oldukça kararlı. Türkiye’de yeni modanın bütün fabrikaları satmak olduğunu söyle­yen Özaydemir kendi kuralını ise şöyle açıklıyor: "Eğer yabancılar olmadan ben bu işi yapabiliyorsam neden onlarla bir araya geleyim? Gelsinler, sıfırdan yeni yatırım yapsınlar. Rekabet edelim, o başka. Öyle hisse satışıyla Türkiye büyümüyor ki." Ay­nı zamanda Eskişehir Sanayi Odası Başka­nı da olan Özaydemir, sanayinin boyutları­nın büyümesinin derdinde. Ama öyle ya da böyle Özaydemir için de ticaretin o altın kuralı işliyor. ’Herkesin bir fiyatı vardır’. Özaydemir böyle ortaklıklar için konjonk türün belki biraz daha uygun olduğu dönemleri beklemek gerektiğini düşünüyor. Aslında Kılıçoğlu Ailesi 1990’larda İngiliz bir şirketle ’joint venture’ kurmayı düşün­müş. Fakat Körfez Krizi’nin patlamasıyla İngilizler kaçıp gitmişler.

Hedef, Pazarın Yüzde 35’i
İçeride lider olan şirketlerin ikinci önemli he­defi genellikle yurtdışına yayılmak oluyor. İhracat konusunda zaten yatırımlarına devam eden şirket, son dönemdeki döviz kurları nedeniyle biraz sıkıntıda. YTL bazında maliyet­ler hızla yükselirken, satış fiyatlarının düşmesi bu sıkıntıların temel dayanağı. Bu nedenle dı­şarıya karşı şu anda çok rekabetçi olamadıkla­nndan dert yanıyor: "Böyle bir durumda belki de tercihimizin dışarıda yatırım yapmak ol­ması lazım, fakat Türkiye’ de lider olduğunuz­dan en azından pazarın yüzde 30-35’ini ele ge­çirmeyi hedef olarak koyduk. Bu karan da 3-4 sene önce odak noktası haline getirdik. Bunu sağlamak için yapılması gereken belli. Yılda 120 milyon adet üretimle bu hedef gerçekleş­miş olacak". Kılıçoğlu Kiremit’in şu andaki ka­pasitesi yılda 80 milyon adet. İşte böyle bir du­rumda ’fonları içeride mi harcayalım, dışarıda mı ikileminde’ kalmış firma. Son yıllarda inşa­at patlayınca dışarıya bakmak aklına bile gel­memiş doğal olarak. Fakat bu defa da 2007’ de iç talep kesilince, kapasitenin yansının altına düşmüş. Bu yüzden bugüne kadar yurtdışını pek düşünememiş Kılıçoğlu. "Amerika’ya ih­racat nasıl gidiyor?" diye soruyoruz. Özayde­mir’in cevabından sonra odada bir kahkaha kopuyor: "ABD’de talep, orada fırtınalar ko­punca oluyor genelde. Bakıyorum bugünlerde oraya doğru yine bir fırtına gidiyor."

Dizaynı İhtiyaç BelirlerEskiden tüm sıkıntı çatıyı örtmekti. Düz Marsilya kiremiti yapıp bunu hallediyorduk. Şimdi tatil beldelerinin estetik ihti­yaçları nedeniyle daha güzel kiremitler yapmak gerekti" diyen Özaydemir, "İstan­bul’ da güzel villalar ve alçak yapılı veya 3-4 katlı güzel müstakil binalar için daha este­tik ürünler ihtiyacı doğdu. İşçilikten ka­zanmak için daha büyük boyutlu kiremit­lerin üretimine yöneliyoruz. ’Metrekareye 15 tane döşeyeceğine, 8-10 taneyle işi hal­letsin’ dedik. Şimdi yeni bir trend olarak renkli kiremitler ortaya çıktı. Biz de kire­mitleri renklendirmeye başladık. Şekilsel ve estetik açıdan yenilikler oluyor. Bunla­rın dizaynını yapıyoruz. Sonuçta telefon üreticisi değiliz. Ama buna rağmen yılda en az bir yeni ürün çıkarıyoruz" diye ekliyor.

Ciroya Beyaz Eşya Katkısı
Ana şirket olan Endel Grubu’nun planı sa­dece kiremitte büyümek değil. Hatta ilginç bir rakam, Kılıçoğlu Kiremit markasının bi­linirliği ortada olmasına rağmen, grubun toplam cirosunun yüzde 70’ine yakınını aslında beyaz eşya yan sanayii sağlıyor. 1978’de faaliyete geçtiği bu segmentte grup, beyaz eşyaların içindeki kumanda ve kablo sistemlerini üretiyor. Grup bünye­sinde çalışan bin 500 işçinin neredeyse ya­nsı da buradan ekmeğini kazanıyor. Dört fabrikayı çatısı altında toplayan grup şirke­ti Bestel, Türkiye’de bu işi yapan en büyük kurum. Elbette son dönemde beyaz eşya sektöründe yaşanan patlamanın da bunda payı büyük. Burada kalitesini ispatlayan grup, dünyanın en tanınmış markalarının hemen hemen tamamıyla uzun vadeli söz­leşmeler yaparak; mal verir hale geldi. Özaydemir bu segmentin ihracat potansi­yelini çok yüksek olarak nitelendiriyor. Hatta grubun, yakın zamanda havacılık sa­nayine kablo üretmek gibi bir planı da var.

Yeni Proje Ekmek Fabrikası
Girdiği her alanda liderliğe ulaşmış olan grup yeni bir sektöre daha girmeyi planlıyor. Bu arada ufak bir not: Özaydemir ek­mek fırınlarında büyümüş ve bu alana çok büyük ilgisi var. Yeni alan da zaten bunun­la ilgili. Bir ekmek fabrikası kurmayı ya da ya da ekmek fırınlan zinciri kurmayı planlı­yor Özaydemir. Bunun nasıl olacağını ise sır olarak saklıyor. Yatırım için yer belir­lenmiş. Ama yatırıma start vermek için da­ha önce de bahsettiği kriz ortamının bit­mesini bekliyor.

Hedefler sadece bununla da sınırlı değil. Mevcut işlerle ilgili yeni planlar da söz ko­nusu. 28 bin metrekarelik kapalı alanda fab­rikalarım kuran Kılıçoğlu’nun, tek çatı altın da iki tane fırın, üç tane de üretim ham var. Üçüncü fırını kurmayı ve dördüncü üretim hattını getirmeyi de planlıyor. O durumda tesisin, tek çatı altında kurulu kapasite ola­rak dünyanın sayılı tesislerinden biri olaca­ğına dikkat çekiyor. Kapasite ise tahminen 100 milyon adede ulaşacak. Avrupa’da bir kiremit fabrikasının standardı, yıllık 15 mil­yon adet. Yani Kılıçoğlu fabrikaları 6 fabri­kanın üretim verimliliğine sahip olacak.

Ekonomi Yönetimi İkilem İçinde
Fakat sohbetin başından beri Özaydemir’in altını çizdiği sıkıntı bizim de içimize dert ol­muş durumda. Son dönemde Merkez Banka­sı’na yönelik faiz eleştirilerini de ekliyoruz üzerine. Özaydemir bu eleştirilere aynen ka­tıldığını söylüyor. Faizleri yüksek tuttuk, enflasyonu düşürmenin kolay olduğunu söy­leyen Özaydernir, Türkiye’nin her şeyi ithalat eder hale getirildiğine dikkat çekiyor. Devle­tin, döviz girmesin diye, faizleri düşürmesi halinde dünya kadar özel sektör ve kamu borcunun artacağını, sonuçta dövizin kesileceğidir bu defa devletin "Biz neyle benzin, mazot getireceğiz?" demeye başlayacağım ifade ediyor. Özaydemir’ e göre bu ikilemi çözmek için alıştıra alıştıra faizleri düşürmek gerekiyor. "Alıştıra alıştıra alışma derken de faizi yarım puan düşürmekten bahsetmiyorum. İkişer puan iliş puan düşürmekten bahsediyorum. Alıştırma budur. Yoksa biz fabrikaları sattıkça bu hükü­met seviniyorsa, o zaman acınacak halde demektir" diyor.

Özaydemir aslında mortgage çerçevesi ­Türkiye’de inşaat sektöründe ciddi bir patlama beklediklerini, fakat bu türden krizler nedeniyle Türkiye’ye gerekli fon akım engellendiğini, bunun da konut sektöründeki patlamanın bir kere daha ertelenmesine neden olduğunu ifade ediyor. Özaydemir bu noktada başka bir şeye daha dikkat çekiyor: "Bu tür olaylar enflasyonu etkilediği zaman Amerikalılar ayağa kalktı. Bizde yüzde 15 enflasyon varken kimsenin gıkının çıktığı yok. Çarşafa taktık, başörtüsüne taktık, yasaya taktık, cumhurbaşkanına taktık. Bayılıyoruz böyle suni gündemlere. Ocaktaki tencere dibini tutuyor. Biz dışarıdaki havaya bakıyoruz."

Kaynak: Turkishtime Dergisi

Bu makale 6479 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN