Yapı Teklif Verileri

 

 
 

Kolay Erişim

 
 
destek@bedavahizmet.com adresini MSN Messenger listenize eklemek için tıklayınız
 

Duyurular

 

YapıTeklif.com dan büyük KAMPANYA!!!...
İş ve talep sahiplerinin iletişim bilgilerine anında erişim fırsatı
ALTIN ÜYELİK...
Yıllık 50 TL
Üstelik Garanti Bankası kredi kartlarına 5 Taksit fırsatıyla
Detaylı bilgi için tıklayın...



İnsan Kaynakları servisimiz hizmetinizde... İnşaat sektörüne yönelik iş ilanları ve özgeçmiş (CV) bankası için tıklayınız.

Firma - Ürün - Hizmet tanıtım sayfalarımız hizmetinizde... Bilgi için tıklayınız.

Değerli yazarlardan inşaat sektörüyle ilgili makaleleri yayınladığımız makaleler bölümümüz yayına girmiştir.

 
 

TEKLİF VERMEK İÇİN

 

 BİZİMLE ÇALIŞMAK İŞ/MALZEME TALEPLERİNE TEKLİF VERMEK İSTEYEN

Kaba ve ince inşaat işlerinde görev almak üzere taşeron firma ve ustalar, yapı malzemecileri, müteahhit, serbest çalışan iç mimar, mühendis, mimar, proje veya çizimle uğraşanlar; sistemimize BEDAVA üye olmak için tıklayınız.

 
 

LINK Değişim Programı

 
ArteYapi.com
İnşaat projeleri ve müteahhitlik hizmetleri

YapiBox.com
YKS, Kapı otomasyon, alüminyum korkuluk, paslanmaz çelik korkuluk ve küpeşte, pvc doğrama sistemleri

TatilUcakOtel.com
Tatil, otel, tatil bölgeleri, gezilecek yerler

Yatırım Projelerinde Tasarımın Önemi

Yatırım Projelerinde
Tasarımın Önemi

Eğitim en temel unsurlarından olan “bir şeyin nasıl olması, nasıl yapılması gerektiği” insana ilkokuldan başlayarak yüksek tahsilin en son basamağına kadar tekrar tekrar, üstüne basa basa öğretilir; tahsil hayatı boyunca bu kavram ne kadar sıkıcı gelirse gelsin beyinlere işlenir. Arada sırada, tesadüfen de olsa, birileri çıkıp bazı şeylerin “nasıl olmaması gerektiğini” anlatmaya başlayınca bunlar merakla ve keyifle dinlenirler. Hepimizin tahsil hayatımızda karşılaştığımız ve sevdiğimiz böyle hocalar genellikle iş hayatının içinden gelen ve hep iş hayatında doğruları tersinden öğrenmiş kişilerdir.

Türkiye’de veya Türkiye’nin seviyesindeki ülkelerde iş hayatında otuz seneden fazla bulunmuş insanların genellikle böyle ortak bir özellikleri vardır. Bu kişiler değişik mesleklerden, disiplinlerden veya sektörlerden olmalarına rağmen hepsinin en iyi bildiği konuların başında bir şeyin nasıl olması değil, nasıl olmaması, nasıl yapılmaması gerektiğidir. Bu nedenle yıllarca hiç tasarımsız onlarca endüstriyel tesisin nasıl ortaya çıktığını bilen birilerinin, endüstriyel bir tesis tasarımı nasıl olmalıdır yerine nasıl olmamalıdır konusunda daha çok söyleyeceği olması çok doğal değil mi?

Yanlış yapılanma, yanlış tasarım, yanlış yönetim ve yatırıma hak ettiği önemin verilmemesi nedeniyle memleketimizde birçok endüstriyel tesis yatırımı, neticede adeta ucube tesisler şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu tesislerin gereğinden pahalı, tabiri caizse eğri-büğrü ve irili ufaklı hatalarla dolu bir şekilde işletmeye alındığı ve maalesef daha ilk gününden itibaren dünya pazarında rekabet şansı olmadığı görülmektedir. Ama işin en acıklı olanı ise, kimse bunun böyle olduğunu düşünmüyor; düşünse bile telaffuz dahi etmiyor…

Yatırım inşaat demek değildir

Bir endüstriyel tesisi yatırımının en büyük harcama kalemlerinden birini inşaat işleri oluşturur; ancak bu yatırımın inşaattan ibaret olduğu anlamına gelmez. Tanıdığımız birçok sanayici iş adamı, gerek tahsilleri, gerek içinde bulundukları şartlar gereği, kendilerinin esas kazanç kapısı olan üretim konularına yabancı idiler, ancak inşaat işinden anladıklarını düşünüyorlardı. Şimdi rahmetli olmuş bir sanayici, Yeni Harman sigarası paketinin arkasına yatırım konusu tesisin imalat binasının “projesini” çiziktiriverir, elemanlarına paketi verir, sonra da dediği yapılıyor mu diye takip ederdi. Bir başka sanayici, yeni bir yatırım konusu bulduğu zaman gözleri sevinçle parlardı; zira işin içinde inşaat vardı ve inşaatı kendisi yönetecekti. Proses nasıl olsa bir şekilde hallolurdu…

İnsanların büyük ihtimalle hepsinin içinde bir yerlerde inşaat yapmakla ilgili bir özel hevesleri veya arzuları var galiba. Hepimiz kendi çapımızda, irili ufaklı birtakım inşaat veya benzeri şeyler mutlaka yapmışızdır. Ama özellikle memleketimizde bu konunun çok fazla abartıldığını ve eline kazmayı, küreği alanın inşaata başladığını görmek oldukça düşündürücü. Üstelik daha yeni yaşadığımız zelzele felaketi birçok kişiye son derece çarpıcı bir şekilde bazı gerçekleri gösterdi, ama şimdi bakınız çoğu unutulmuş durumda, çok değil bir sene sonra emin olunuz, herşey yine eski tas, eski hamam duruma dönecektir. Sebep de çok temelde; hepimizin içindeki bu inşaat kıpırtısını bir türlü durduramıyoruz. Birkaç sene evvel kurmakta olduğumuz bir sınai tesisin inşaatını yatırımcı bize kendisinin yapabileceğini söylediğinde “herhalde bildiği, tanıdığı bir inşaat şirketi, veya inşaat mühendisi veya mimarları var” diye düşünmüştük. Sonra gördük ki, bütün aile, ellerinde kazma-kürek veya traktörün-grayderin üzerinde, bütün inşaatı kendileri yaptılar.

İnşaatı bile projesiz yapıyoruz

En basit bir işi, örneğin çalıştığı odasını 234 No.lu odadan 244 No.lu odaya taşıyan bir Avrupalı’nın bu işi bir proje olarak ele aldığını, her adımını planladığını, hatta bilgisayarında Proje Yönetimi programı bile kullanarak hata yapmamaya çalıştığını biliyorsanız, 3-4 katlı, 8-10 daireli bir apartmanı yapan sempatik komşunuzun sadece ruhsat alabilmek için, veya Belediye’nin isteklerini yerine getirebilmek için “iki-üç satır birşeyler karalayıver” demesine güler misiniz, yoksa gerçekten ağlar mısınız? Bunu da profesyonelce değil, sadece hatır ile ve para vermeden yaptırmaya çalışması aslında genelde hepimizin ortak ve en büyük sorunumuzu oluşturmaktadır: Bir de proje için masraf mı yapacağız yani…

Birçok teşvik projesi müracaatı dosyasını alınız ve bakınız, ana yatırım harcamaları arasında arsa alımının arkasından daima ikinci sırayı teşkil eden “Plan, proje ve mühendislik” başlığının karşısına daima komik, minyatür, laf olsun diye bir takım cüce rakamlar konur. Sebebi çok basittir; daha fazlasını harcamayı kimse aklına bile getiremez; mühendisin aklına gelse bile bir üst kademede zaten makaslanacaktır; ayrıca plan, proje, mühendislik, vs.; bunlara ne gerek var ki...

Endüstriyel tasarım proses ile başlar

Endüstriyel tasarım aslında çok koordinatlı ve birçok disiplin ve mesleğin bir araya geldiği geniş kapsamlı bir kavramdır. Adından da anlaşılacağı üzere bir endüstriyel tesis, herhangi bir endüstriyel ürünün meydana getirilebilmesi için gerekli bütün birimlerin tam bir koordinasyon ve uyum içinde çalışacakları ortamdır. Bu ortamın oluşması için de mutlaka çok iyi düşünüp, çok iyi planlama yapmak gerekecektir.

Endüstriyel tesis tasarımı mutlaka proses tasarımı ile başlamalıdır ve her kademede daima pazara sunulacak ürün kadife yastık üzerinde baş tacı edilmelidir. Çoğu projede ürünün unutulduğunu veya bir kenara terkedildiğini görmek bu nedenle insana hayret veriyor. Bir endüstriyel ürün için de birden fazla üretim yöntemi olabildiğini düşünürsek, proses tasarımının önemi daha da iyi ortaya çıkacaktır. Memleketimizin şartlarına, mevcut hammadde potansiyelimize, teknolojik imkanlarımıza, yerli pazar şartlarına, ihracat olanaklarına, prosesin içerdiği teknolojiye, geliştirilebilme olanaklarına, vs. bakıp ancak ondan sonra en iyi prosesin hangisi olabileceğine karar verebiliriz. Ancak gördüğümüz kadarıyla bu pek öyle olmuyor ve sadece tek bir kural işliyor: En ucuz proses, en iyi prosestir. Tabii böyle olunca da proses birinci sırada olması gerekirken en son sırada yerini almak zorunda kalıyor.

Proses tasarımı nedir?

Bir endüstriyel ürünün nasıl üretildiği, hammaddenin nereden gelip, nerelerden geçerek başına neler geldiği, hangi ekipmanların nerelerde ne şekilde kullanıldıkları, birbirleri ile nasıl irtibatlandırıldıkları, ürünün nasıl ortaya çıkıp ne şekilde ambalajlanacağı, yani üretim reçetesi diyebileceğimiz “know-how”ın nasıl uygulanacağı proses tasarımı ile ortaya konur. Yatırım konusunda daha tek bir çivi dahi çakmazdan evvel bu tasarımın büyük oranda tamamlanması ve berraklaştırılması gerekir ki bütün bu olayların cereyan edeceği işletme dediğimiz arena “inşaat” denilen bir muhafaza ile kaplanabilsin. Kim ne derse desin gerçek budur ve değişmez; inşaat endüstriyel tesisin kabuğudur, varoluş nedeni değildir.

Proses tasarımı doğru yapılırsa, kurulacak olan tesisin bütün ekipmanları ortaya çıkar. Üretim sistemi kendini belli etmeye başlar. Aynı zamanda da bütün ihtiyaçlar netleşmeye başlar. Hammaddenin nasıl geleceği, nasıl alınacağı, nasıl depolanacağı, nasıl üretime aktarılacağı belli olur. Üretimin yapılabilmesi için gerekli olacak buhar, su, elektrik, basınçlı hava, vakum, buzlu su, vs. gibi bütün yardımcı üniteler hem kalite, hem de miktar olarak tesbit edilebilir hale gelir. Otomasyon mantığı belirlenir ve bu sayede otomasyonun nasıl sağlanacağı artık tartışılabilir. Bunun neticesinde de sistemin çalışması için gerekli enstrümanlar belirmeye başlar. Ambar sistemi belli olur. Ürün veya ürünlerin özelliklerine göre soğuk depolar gerekeceği anlaşılır. Bütün bu unsurlar tek tek ele alınacak, bütün sistem hep birlikte tek bir vücut halinde nasıl çalışacak, işletmede kimse bir diğerinin ayağına nasıl basmayacak; işte en basit şekliyle endüstriyel tesis tasarımı…

Sıra ekipman tasarımında…

Proses tasarımı yapılmış bir endüstriyel tesisin ana sorunu halledilmiş demektir. Artık ikinci derecedeki sorunlar ile uğraşmak gerekecektir. Bunların başında yatırım maliyeti içerisinde en büyük masraf kalemini oluşturan ekipmanların tasarımı gelmektedir. Prosesin çalışabilmesi için birinci derecede önemli unsur olan ekipmanların mutlaka spesifikasyon, kalite, teknoloji, verimlilik, vs. açılarından değerlendirilmesi ve doğru, detaylı ve hassas bir şekilde tasarlanması ve seçilmesi gerekmektedir.

Bütün bu çalışmaları yapmadan, “rakip firma şu markayı kullanıyor, çok memnun” veya “filan firmanın fiyatları çok ucuz” vs. gibi subjektif yaklaşımlarla ekipmanların seçildiği bir ortamda, tesisin devreye alınmasından kısa bir süre çok sık rastladığımız şekilde sonra ya gereksiz ve hiç kullanılmayan bir sürü ekipmanlar görürsünüz, ya da birçok yerde olması gereken ekipmanı arasanız da bulamazsınız.

Ucuz mal alacak kadar zengin miyiz?

Bu arada sadece ekipman konusunda değil, yatırım ile ilgili her konuda çok geçerli bir anlayışa mutlaka değinmek gerekiyor. Tabii ki aklı başında hiç kimse, gereksiz yere bir yatırımın daha pahalı olmasını istemez, isteyemez. Ancak ne satın alırsanız alın, “daha ucuz”un ne olduğunu, neden ucuz olduğunu ve ne gibi bir maceraya girildiğini de mutlaka araştırmak gerekir. Aynı işi görecek iki değişik ekipman için, sadece marka satmıyor ve bu nedenle fiyatını abartmamış ise, daha pahalı olanı mutlaka daha iyi olanıdır. Yatırım safhasında yapıldığı sanılan “büyük” tasarrufların daha sonra işletme safhasında daha düşük verim, sık sık arızalar ile üretim kaybı, çabuk eskiyerek kapasite kaybı ve devamlı tamir ve yedek parça ihtiyacı gibi bitmez tükenmez sorunlarla daha fazlası ile geri ödendiğine çok şahit olduk. Bu nedenle, ucuz ekipman, malzeme, vs. alırken, bir yerine en az üç defa düşünmenin daima yararlı olacağını bilmek gerekir.

Diğer yatırım unsurları

Endüstriyel tesisler için birbiri ile ilgili bütün unsurları mutlaka birlikte düşünmek, birlikte tasarlamak gerekir. Çok kaliteli, “ucuz olmayan” ve yüksek teknoloji ürünü ekipmanların seçildiği bir tesisde, ikinci sınıf bir kazan dairesi sadece “sırıtmak”la kalmayacak, aynı zamanda o tesisin zaman zaman durmasına veya ite kalka çalışmasına sebep olabilecektir. Yüksek teknoloji ekipmanlarla dünya pazarında kendisine yer açmaya çalışan bir işletmemizin, verimsiz yakıt yakarak üretim maliyetini yükselttiği yetmiyormuş gibi, devamlı arıza yaparak tesisi ve milyon dolarlık makineleri bekleten “uyduruk” kazan dairesini bir türlü yenileyememesi bizi hem güldürmüş, hem de çok düşündürmüştür.

Yine bir endüstriyel tesisin en üvey evladı hiç şüphesiz elektrik konusudur. Bugüne kadar elektrik sisteminin, trafosunun, elektrik panolarının, elektrik dağıtım sisteminin gereken zaman ve ortamda planlandığı, projelendirildiği hiç, ama hiç yatırım görmedik dersek, “en üvey evlat” tabirinin boşuna olmadığı anlaşılacaktır.

Herşey işletme içindir; ürün içindir…

Özellikle memleketimizde çok şahit olduğumuz bir yanılgı da yatırım anlayışı ile işletme kavramlarının karıştırılmasıdır. Bir yatırımın bir şeyler üretmek için yapıldığını, bir şeyler üretilen yere de işletme denildiğini unutmamak gerekir. Yatırım laf olsun, yatırım olsun diye yapılmaz, işletmeye geçsin diye yapılır. Bu nedenle yatırım esnasında yapılan en ufak bir faaliyetin bile işletme esnasında ne gibi etkenlere sebep olacağı mutlaka düşünülmeli, ona göre yapılmalıdır. Yatırım esnasında montajı yapan ustanın işine öylesi kolay geldiği için 4 metre yukarıya konulan bir vananın, daha sonra işletme esnasında ne büyük zahmet ve emek ile açılıp kapandığını görürseniz, o usta için siz de iyi şeyler düşünmezsiniz.

Maliyeti, bedeli ölçülemeyen işler

Öyle işler vardır ki net ve kesin olarak fiyatını, maliyetini ölçebilir, hesaplayabilir ve değerlendirebilirsiniz. Ama aynı zamanda öyle şeyler de vardır ki bunların maliyeti berrak değildir, çeşitli varsayımlar ve kuramlara bağlıdır. Bir yatırım kapsamında örneğin yanlış proses seçiminin veya spesifik olarak yanlış bir ekipman seçiminin işletmeye net ve kesin maliyetini belirlemek mümkündür ama zordur. Yatırım tasarımında kalifiye olmayan kişilerin arkasına saklandıkları en büyük kalkan da maalesef budur.

Zamanında tamamlanamayan yatırım

Bir yatırımın zamanında tamamlanabilmesi için de tasarımının en iyi şekilde yapılmış olması gerekmektedir. Bir yatırım için en korkunç, en pahalı, ancak en sık meydana gelen tehlikeli ve çok pahalı “kaza”, yatırımın plânlanan sürede ve öngörülen takvimde tamamlanamamasıdır. Bunun maliyeti hem yatırımın üretim kapasitesi ve pazarı ile ilgilidir, hem de belirli bir sezona yetişmek zorunda olan projeler için çok daha büyük boyutlardadır. Bir tesis planlanan süreden bir ay geç işletmeye girerse, o tesisin bir aylık üretimden elde edeceği kâr kaybedilmiş demektir. Gelişmiş ülkelerde, bizim tam tersimize, öngörülen zamanı aşmış yatırım projesinin hemen hemen hiç olmaması, durumun maalesef bizim sandığımız gibi olmadığını ve kaybedilen milyarları hep birlikte ödemekte olduğumuzu bize anlatmaktadır.

Kötü tasarım dolayısıyla kötü işletme

Kötü yapılmış bir endüstriyel tesis tasarımı, sadece yatırım safhasında kötü olmakla kalmaz, kurulmuş olan tesisin bütün yaşamı boyunca kötü bir işletme olarak kalmasına da sebep olur. Kötü bir yatırım neticesi meydana gelecek kötü bir işletme; gereksiz ısı sarfiyatı, gereksiz elektrik sarfiyatı, gereksiz insan gücü kullanımı, gereksiz hammadde kullanımı, gereksiz bakım maliyetleri, gereksiz tadilât ihtiyacı gibi saymakla bitmeyen gereksiz nedenlerden dolayı devamlı sıkıntı çekmek zorunda kalacaktır.

Ziya Gökçek

Bu makale 12620 defa okunmuştur.

SAYFA BAŞINA DÖN                                MAKALELER SAYFASINA DÖN